Türkiye’de Sosyal Psikolojinin Gelişmesi

Yazar:   Tarih:   Kategori: Alternatif Tıp 

Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de sosyal psikolojinin kökenlerini psikoloji ve sosyolojide bulabilirsiniz. Bundan ötürü, bu akademik çalışma alanlarının kurumsal tarihçesini kısaca gözden geçirmekte yarar vardır.

İstanbul’da Psikolojinin Başlaması

Birand, Toğrol (1956) psikolojinin İstanbul Üniversitesinde ilk defa 1. Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıktığını belirtmiştir. Bu başlangıç, İstanbul Üniversitesinde bir reform sonucu misafir Alman profesörlerin çalışmaları ile oluşmuştur. Bu devrede Binet Zeka Testi Amerika’daki 1916 basımından bir yıl önce 1915’te Türkçe olarak basılmıştır (Tan,1972)

Savaşın bitiminden sonra, psikoloji İstanbul Üniversitesinde Mustafa Şekip Tunç yönetiminde felsefenin bir parçası olarak devam etmiştir. Bu devrede psikolojinin folklor ve edebiyatla da ilişkili olduğunu görüyoruz. Gene bu devrede psikoloji bir ders olarak öğretmen okullarına ve liselerine girmiş ve Tan’ın (1972) belirttiği gibi çocuk psikolojisi konusunda bir ders kitabı basılmıştır.

Bu ilk gelişmeler psikolojinin bir akademik çalışma alanı olarak başlangıcını belirlemekle beraber, bu devrede sosyal psikolojiye genel psikolojinin bir alt dalı olarak bile rastlamıyoruz.

1933 yılında İstanbul Üniversitesi yeniden düzenlenmiş ve bu tarihten sonra çeşitli ihtisas alanlarında Alman profesörler gene bu üniversiteye gelmişlerdir. Bunlardan Wilhelm Peters 1943’te gelecek pedagoji ve deneysel psikoloji kürsülerini içeren Pedagoji Enstitüsü ile ilk psikoloji laboratuvarını kurmuştur. Bu devrede Mümtaz Turhan da Almanya’da doktorasını tamamlayarak Deneysel Psikoloji Kürsüsüne katılmıştır. Aynı sürede Genel Psikoloji, Esat pedagoji, deneysel ve genel psikoloji kürsüleri birbirlerinden ayrılarak ayrı birimler olarak çalışmalarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir.

1950’lere kadar olan devrede de İstanbul Üniversitesinde sosyal psikolojiye bir çalışma alanı olarak rastlamıyoruz. Ancak Siyavuşgil, Tunç ve Peters’in folklor, psikoloji ve antropolojinin ilişkilerini içeren yazıları, kültürel psikoloji diyebileceğimiz bir yaklaşıma öncü olmuştur. Bu yaklaşım, 1940’ların sonunda Mümtaz Turhan’ın Türkiye’deki bazı göçmen grupların kültürleşmesi incelemelerinde de görülmektedir. Bu incelemeler Kültür Değişmeleri adı altında basılmıştır. (1951)

Ankara’da Sosyal Psikolojinin Gelişmesi

Ankara’da psikoloji ve sosyal psikoloji iki merkezde gelişmiştir: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Gazi Eğitim Enstitüsünde ders vermiş olması belirtilmeye değerdir.

Bugün dünyanın ileri gelen sosyal psikologlarından biri olan Muzaffer Şerif’te bu devrede Columbia Üniversitesinden doktorasını alıp önce Gazi Eğitim Enstitüsünde sonra da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde ders vermiştir. Muzaffer Şerif aynı zamanda Türkiye’de ilk defa gerçek anlamda sosyal psikolojik bir araştırmayı da gerçekleştirmiştir.

Şerif’in kavramlaştırmaları öğrencilerinin ve daha sonra araştırmalar yapan sosyal bilimcilerin sosyolojik ve sosyal psikolojik çalışmalarını etkilemiştir. Özellikle köy sosyolojisi ve sosyal değişme konularında daha sonra yapılan bazı araştırmalarda Şerif’in ilk defa kullandığı bazı kavramlara yer verildiğini görüyoruz (Örneğin; Mübeccel Kıray, 1964; İbrahim Yasa, 1955; 1969, Fatma Başaran, 1967).

1945’te Şerif ve Ankara Üniversitesinde ders vermekte olan ABD’de eğitim görmüş, araştırmaya yönelik diğer bazı sosyal bilimciler Türkiye’den ayrılınca Ankara Üniversitesindeki sosyal bilim ve bu arada sosyal psikoloji faaliyetleri uzunca bir zaman için durmuştur. Bu devrede Birleşik Felsefe-Psikoloji Sosyoloji Kürsüsü ziyaretçi Amerikalı profesörler tarafından yönetilmiştir.

1950’den Sonraki Devre

1950’lerin sonları ve özellikle 1960’larda sosyal psikoloji Türkiye’de gelişmeye başlamıştır. Bu gelişme hem kurumsal düzeyde hem de araştırmalar ve araştırmacılar düzeyinde görülmüştür.

Bu devredeki iki önemli kurumsal oluşum Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesiyle Hacettepe Üniversitesinin kuruluşudur. Her iki üniversiteye de yurt dışında, özellikle ABD’de eğitim görmüş genç sosyal bilimciler girmiş ve her iki üniversitede de sosyal psikoloji dersleri verilmeye başlanmıştır. ODTÜ’de sosyal psikoloji faaliyeti Sosyal Bilimler Bölümü içinde; Hacettepe’de ise Psikoloji Bölümü içinde oluşmuştur. Ankara Üniversitesi Dil – Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Hizmetler Akademisi ve Siyasal Bilgiler Fakültesine bağlı Basın-Yayın Yüksek Okulu gibi öğrenim kurumlarında da sosyal psikoloji derslerinin verilmesiyle Ankara’nın sosyal psikoloji için bir merkez durumuna geldiğini görüyoruz.

Özellikle 1960’larda sosyal psikolojik araştırmalarda sayı bakımından artma ve konular bakımından çeşitlenme görülmektedir. Bu araştırmalar genellikle araştırıcı-betimleyici nitelikle olmakla beraber bazı kuramsal yaklaşımlar şu genel konuları kapsamaktadır: Yetkecilik (otoriteryenizm), bağımlılık ve başarı güdüsü ile özellikle kırsal araştırmalarda genel bir sosyal değişmenin kavramsal çerçevesi.

1970’lerdeki Gelişmeler

Türkiye’de sosyal psikolojinin gelişmesi 1970’lerin yarısında hızlanmıştır. Bu devrede yeni bir kurumsal gelişme, İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesinin kurulması ve 1974’te bu üniversitede sosyal psikoloji, psikoloji ve siyasal bilim programları ortak olarak yer almaktadır.

Gerek Boğaziçi Üniversitesinde gerek diğerlerinde sosyal psikolojik araştırmalar, 1970’lerde hem sayı hem de kuramsal-yöntemsel yaklaşım bakımından hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu araştırmaların genel çizgilerini şimdiden çizebilmek biraz güç olmakla beraber bu araştırmalarda kuram geliştirilmesine ve hipotez sınamasına bundan öncekilerden genellikle daha fazla önem verildiği söylenebilir. 1960’lardaki araştırmalarda önem kazanan gelişme ve sosyal değişme çerçevesinin 1970’lerde devam ettiğini görüyoruz.


Türkiye’de Sosyal Psikolojinin Gelişmesi adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.

İptal