Spinal Travma, Omurga Kırıkları ve Özel Sendromlar

Yazar:   Tarih:   Kategori: Alternatif Tıp 

16. yüzyılda Fransız berber cerrah Ambrose Pare torakal vertebra fraktürleri ile ilgili önemli tanımlamar yapmış. Luxation adlı bir kitap yayınlamış ve kostaların torakal vertebraların travmaya karşı daha dayanıklı kıldığını belirtmiştir. T1-10 arası tüm vertebral travmaların %16’sını oluşturur. Torakal bölgede en sık görülen travma wedge kompresyondur. Denis’in torakal ve lomber bölge için yaptığı 3 kolon teorisi geniş olarak kabul edilmekle beraber bu sınıflamada mekanizma tarif edilmemesi bir dezavantaj olarak kabul edilmiş ve 1984 yılında Ferguson ve Allen, 1991 yılında ise Magerel tarafından teori modifiye edilmiştir.

Magerel’in sınıflamasında A (1-3) kompresyon, B (1-3) distraksyon, C (1-3) ise multidireksyonel olarak sınıflandırılmıştır. A1 en stabil iken C3 ise en anstabil olarak kabul edilir.

Fleksyon ve rotasyon travması sonucu kompresyon kırıkları oluşur. Kompresyon kırıkları Denis’in tanımına göre stabil olsa da eğer anterior kompresyon %50 üzerinde ve kifotik açı 30º büyükse bu posterior elemanlarda da bir travmaya yol açar. Böyle durumda stabilizasyon önerilir.

Fleksyon ve distraksyon travması emniyet kemeri travması sonrası oluşur. 1948 yılında Chance tarafından tanımlanmıştır. Magerl B2 travmasına uyar. Kırık hattı lineer şekilde tüm korpusu ve posterior kemik elemanları lineer şekilde kateder ve posterior ligament yırtığı vardır.

Denis burst fraktürünün patognomonik özelliklerini interpedinküler mesafede artış, vertebra korpusunun toplanması, laminada vertikal kırık, kırık fragmanın posteriora yer değiştirip kanalı daraltması ve posterior vertebra yüksekliğinde kayıp olarak bildirmiştir.

Ekstansiyon travmasında lamina kırığına ek olarak retrolistezis (B3) saptanır.

Frankel skalası:
A Travma altında motor ve duyunun total kaybı
B Bazı duyusal korunum mevcut, total motor kayıp var
C Korunmuş motor fonksiyon klinik olarak işe yaramaz
D İşe yarar motor korunma var
E Nörolojik olarak intakt

ASIA motor indeks skoru

C5,6,7,8, T1, L2,3,4,5, S1 kas segmentinde sağ ve solda toplam 5 puan üzerinden skorlama yapılır. En yüksek skor 100’dür. Motor aktivite olmaması 0, normal hareket olması 5 puan üzerinden değerlendirilir. 1 çok az, 2 zayıf, 3 orta, 4 iyidir.

Lomber bölgede wedge fraktürü, emniyet kemeri kırıkları (Chance), burst kırıkları ve fraktür-dislokasyon tipinde olabilir. Denis’e göre wedge kırıkları dışındaki kırıklar anstabildir.

Özel Sendromlar:

Cruciate paralizi ilk kez Bell tarafından tanımlanmıştır. Ellerde ve kollarda belirgin güç kaybı ile açığa çıkar. En sık C2 kırıkları nedeni ile oluşur. Alt servikal seviyelerde görülen travmaya bağlı oluşan santral kord sendromuyla aynı klinik özellikleri taşır. Bunun sebebi kola gelen kortikospinal traktus liflerinin medialde ve daha yukarda çaprazlaşmasıdır. Ayak lifleri ise daha aşağıda çaprazlaşır ve lateralde yer alır. Bu durumu ilk kez Wallenberg tanımlamıştır ve tanımladığı vakada hemiplegia cruciata tanımını kullanmıştır.

Akut santral servikal kord sendromu Shneider tarafından tanımlanmıştır. Hiperekstansiyon travması sonrasında ve var olan spinal dar kanal varlığında ligamentum flavum basısı nedeni ile oluşur. Yukarda bahsedilen somatotopik kortikal spinal traktus nedeni ile böyle bir sendrom oluşur. Ellerde belirgin güçsüzlük vardır.

Brown Sequard sendromu 1850 yılında tanımlanmıştır. Kordun yarı kesisi sonucu aynı taraf motor ve derin duyu ile karşı taraf ağrı ve ısı duyusu kaybolur.

Anterior spinal kord sendromu spinal kordun ventral bölümünün kesilmesi nedeni ile oluşur. Motor paralizi, ağrı ve ısı duyusunda kayıp vardır. Posterior kolon sağlamdır. En sık hiperfleksiyon ve aksiyel yüklenme mekanizması ile olur. Anterior spinal arterin travması sonrasında da benzer tablo oluşur.

Konus medüllaris sendromu hem alt hem üst motor nöron bulguları ile seyreder. Akut fazda alt ekstremitede güç kaybı, flask rektal ton ve üriner retansyon vardır. Kronik fazda atrofi, hiperrefleksi ve nörojenik mesane izlenir.

Kauda equina sendromu L2 altında spinal köklerin etkilendiği travma veya disk herniasyonlarında görülür. Asimetrik paralizi, duyu ve refleks kaybı izlenir.

Spinal şok ile nörojenik şok birbirinden farklı kavramlardır ve birbirlerinin yerine kullanılmamalıdır. Nörojenik şok spinal kord içindeki sempatik sinir liflerinin kesilmesi sonucu oluşan hipotansyon ve bradikardi tablosudur. Spinal şok ise spinal kord travması sonucu oluşan arefleksi, otonom ve motor fonksiyonların total kaybıdır.

North American SCI Study group II (NASCIS II) bolus 30 mg/kg ve 5.4 mg/kg/h 23 saat boyunca uygulanan steroid tedavisinin iyileşmeye katkı sağladığını açıklamıştır. İlk çalışma grubunun sonuçları kontrol grubu olmadığı için anlamlı bulunmamıştır. 1997 yılında yapılan NASCIS III çalışmasında ilk 3 saatte gelen hastaya yukardaki aynı rejimi, 3-8 saat arasında gelen hastada steroid tedavisinin 48 saate kadar devam edilmesini önermiştir. Bu tedavideki komplikasyonlar sepsis ve pnömonidir.

Spinal kord dekompresyonun zamanlaması konusunda net bit çıkarım oluşmamıştır. Erken traksyon ve dekompresyonun faydalı olduğu görüşü ağırlıktadır.

“Spinal Travma, Omurga Kırıkları ve Özel Sendromlar” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doç.Dr.Hasan Çağlar UĞUR’e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com kütüphanesinde yayınlanmıştır.

*/?>

Spinal Travma, Omurga Kırıkları ve Özel Sendromlar adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.