Ofis Çalışanlarını Bekleyen Sinsi Tehlike!

Yazar:   Tarih:   Kategori: Genel 

Günümüz elektronik çağı ve bizler bu çağın gereklerini sonuna kadar kullanmaktayız. İlk çağlardan günümüze besine ulaşmamız her geçen yüzyıl daha kolaylaşmış ve buna ters orantılı olarak ulaşılan besinlerin kalori değerleri de her geçen yüzyıl artmıştır.

Teknolojideki bu ilerleme çalışma şekillerinin daha çok ofis ortamında bilgisayar odaklı olmasına neden olmuştur. Ofis ortamının ataleti ve kalori alımındaki fast food gerçeği biz çalışanları bir anda obezitenin ortasına atmıştır.

Bol kalorili besinleri hızla tüketme zorunluluğu, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanmasını kaçınılmaz hale getirmiş; bu da insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmuştur. Peki nedir bu sendrom?

İnsülin, pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülinin yüksek seyretmesi 2 farklı olaya daha neden olur. Bunlardan birincisi; insülin iştah arttırıcı bir hormondur. Yedikçe insanın daha çok yiyesi gelir. İkincisi de; insülin yağ depolanmasına yardımcı olur. Bu iki özellikte kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu nedenle insülin direnci kırılmadan kilo vermek mümkün olamamaktadır.

İnsülin direnci, ilerlemiş durumda diyabet hastalığına sebep olmasının yanı sıra; kalp hastalığı açısından da çok büyük bir risk oluşturmaktadır. Bilim adamları son yıllarda bu hastalıkları beraber bulunduran bir fenomeni tanımlamışlardır. Bu hastalığa “metabolik sendrom” denmektedir.

Metabolik sendrom içeriğinde; insülin direnci, kan insülin yüksekliği, şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemler birlikte bulunmaktadırlar

Dünyada birçok merkez metabolik sendrom ve oluşturduğu etkiler üzerine birçok çalışma yapmaya başlamıştır. Önümüzdeki 10-20 yıl bu konudaki araştırma sonuçları yayınlandıkça hastalığın ne denli önemli olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkacaktır.

Ülkemizde de bu konu ile ilgili “Metsar” adı altında bir çalışma sonuçlanmıştır. Bu çalışmada 4bin kişinin üstünde bir grup üzerinde araştırma yapılmış ve ülkemizde metabolik sendrom oranı yüzde 33 olarak saptanmıştır. Bu çalışmalarda asıl önemli olan nokta metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Kaynak: Hastane.com.tr

*/?>

Ofis Çalışanlarını Bekleyen Sinsi Tehlike! adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.