Düden Şelalesi/Antalya
şelalerimiz..
Antalya’dan 8 km uzaklıktadır. Burada Düden Suyu büyük bir gürültü ile 50 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Düden suyunun Antalya’nın 15 km kadar kuzeyinde “Düdenbaşi Şelalesi” denilen diğer bir çağlayanı vardır: Düdenbaşı Şelalesi. Çağlayanın arkasına doğru uzanan mağara
sizi adeta bir rüya alemine götürür. Bu mağaranın oyuklarından
Düden Çağlayanını bambaşka algılar
günlük yorgunluklarınızı unutursunuz. Mağara
daha sonra çağlayanın her iki yönüne birer yay şeklinde döner Türkiye’de
bir çağlayanı gürül gürül akarken
arkasından seyredebileceğiniz böylesine güzel bir yer yoktur. Ancak Pamuk sulama mevsiminde gelmişseniz
ve bütün Düden suyu sulama için tarlalara verilmişse
sözümüzü geri alıyoruz. Çünkü o aylarda bu anlattıklarımızı hissetmenize olanak yok.
Buldan
Sarıgöl
Eşme ve Denizli arasındaki ilçe
dördüncü jeolojik dönemde oluşmuş; önemli alüvyon yatakları ve dağlık engebeli arazi üzerine kurulmuş. Dinar dağlarından doğan Çivril yakınında Işıklı baraj gölünü geçtikten sonra
Çal ilçe sınırlarını aşarak Güney’in Adıgüzeller köyü yakınlarında Banaz ve Hamam çayları ile birleşen ancak yeteri kadar sulama amaçlı kullanılamayan Büyük Menderes nehri
burada derin vadilerden akıyor. Menderes vadisi
özel bir kuş cenneti sayılıyor. Gündüz ve gece öten kuşların yanı sıra
yaban ördekleri
kerkenez
hatta Kartalkaya’da kartal
atmaca ve şahin bile görülebiliyor. Bölgede step ağırlıklı Akdeniz bitki örtüsü hakim. Yörede yaz-kış yaprağını dökmeyen iğne yapraklı ağaçlar
çalı
ardıç
zeytin ve kızılağaca rastlanıyor.
Büyük Menderes nehrine yaklaşık 20 metre yüksekten nazlı nazlı dökülen şelalenin suyu kireçli. Bunun sonucu olarak da
şelale yatağında kalkerli basamaklar ve garip oluşumlar meydana getiriyor. Güney ilçesi Belediye Başkanı İhsan Ekmekçi
ilçe ile özdeşleşmiş şelaleyi anlayabilmek için sabah gün doğumundan akşama kadar izlenmesi gerektiğini belirterek ileriye dönük projelerinin olduğunu vurguluyor. Ekmekçi; Pamukkale
Karahayıt ekseni üzerine Güney Şelalesi’ni de katmak için
Denizli’ye 45-50 km’de ulaşılacak yeni yol projesiyle Güney’in Denizli’ye piknik alanı olmasının sağlanacağı belirtiliyor. İhsan Ekmekçi ayrıca
şelale yakınındaki kuru oluşuma su kanalize edilerek
şelalede daha geniş bir su akışı sağlanacağının müjdesini de veriyor.
Suyun kaynağı 200 metre geride gelin duvağı
tül perde ve hatta yelpaze biçiminde. Zümrüt yeşili kadife misali ve elinizle dokunmak
tıpkı bir kedi gibi okşamak isteyeceğiniz türdeki yosunlar üzerinden süzülen su damlaları
bünyesinde kireç de barındırıyor. Marifetli su bitkilere hayat vermenin yanı sıra
yıllarca süren akışıyla ortaya çıkan sarkıt ve dikitleriyle Damlataş Mağarası’nı oluşturmuş. Şelalenin akış seti içinde oluşan bu mağarada
bir de adam boyu derinlikte ve yüzülebilir nitelikte mağara içi göl bulunuyor. Mağaranın kapı ve penceresini ise perde gibi akan şelale suyu kaplıyor. Şelale mevkiine gelince
aracınızı yol boyunca park edip ya kır lokantasının vadiye bakan masalarına kuruluyor ya da park sahasındaki setlerde bulunan ocak kenarı ahşap masalara yerleşip piknik yapıyorsunuz. Şelalenin üst bölümüne çıkıyor
çevresini geziyor
uygun kıyafetle duş etkisi gösteren suların altına kadar tırmanabiliyor ve şelale suyunu doyasıya hissediyorsunuz.
Bursa’nın ilçesi Mustafa Kemal Paşa
gerçekte eski bir Rum köyü… Geçmiş yıllardaki ismiyse Kirmasti. Köyün
Kırmastarya adlı zengin bir Rum kadınının adından geldiği söyleniyor. Kirmastarya (Kemal Paşa) Rum yönetiminde bulunmaktadır. Osmanlı ordusu bu yöreden geçerken
Kirmastarya
kardeşiyle birlikte padişahı karşılayıp ağırlamıştır. M.S. 1330’da bugünkü Kirmasti
Osmanlı himayesine girer.1922’de 285 sayılı kararla da adı Mustafa Kemal Paşa olur. Bursa’ya 18 kez gelen Atatürk
son seferinde ilçeye uğramak ister
ancak suikast ihbarı nedeniyle Bandırma üzerinden İzmir’e geçer. İlçeye
Ata’nın gelmeden aramızdan ayrılması nedeniyle Mustafa Kemal Paşa adı verilir.
Bu ilçeye 13 kilometrelik bir yolla bağlanan “Su Uçtu” orman içi dinlenme yeri ise
orman ve şelalesiyle gelenleri adeta büyüleyen bir mesire yeri… Kışın eni 30 metreye
genişliği selde 50 metreye kadar yükselen şelale
Mustafa Kemal Paşalıların içme suyunu da karşılıyor. Civarındaki ahşap piknik masaları ve ocaklarıyla piknikçilerin akınına uğrayan Su Uçtu
kayın
meşe
çam
alfat ağaçlarıyla da tam bir oksijen deposu niteliğinde. Yaz aylarında hem ağaçların gölgesi hem de şelalenin serinliği ile klimatik bir ortam sağlama da çabası…
Şunu unutmadan belirtelim
kuş ve şelalenin çağlama sesi gibi doğayla başbaşa olacağınız bu mesire yerinde elektrik yok. Piknik alanındaki ocaklarda ızgara yapabilirsiniz. İlginç renk ve yapıdaki kayaların 50 metre yüksekliğinden dökülen şelalelerin meydana getirdiği göletse çocukları serinlemek için yüzdükleri bir numaralı hedef. Rengiyle sizi hayli şaşırtacak olan bu su
içilebilecek nitelikte. Şişelenip satılması
su azalmasın diye orman bölge müdürlüğünce yasaklanmış.

yürüme platformu olmayan sarp kayalıklı alt kademelerinde ise beş şelale daha bulunuyor. Tarifi imkansız bir çoşku ve heyecan yaşanan bölgede
dağlardan yuvarlanırcasına gelip metrelerce yükseklikten yıkılarak düşen şelale sularıyla oluşan bir bölüm var. Korku filmlerini anımsatan ses ve görüntüye sahip vadinin kalbine
demir basamaklı merdiven ile inmek biraz da cesaret istiyor. Su debisinin gücüyle şekillenmiş kayalar arasında bulunana kuyulara ise “Cadıkazanı” deniliyor.Bir buçuk metre derinlik 80 cm çapa sahip kuyular doğanı yapısı ve suyun etkisiyle oluşmuş. Günübirlik gezi ve dinlenme imkanı sağlayan alanda piknik yapacak aileler tüm ihtiyaçlarını beraberinde getiriyorlar. Girişte içilebilir kaynak suyuna sahip bir çeşme
tabiat anıtı çevresinde piknik masaları bulunuyor. Şelale yanı veya ağaçların altında bulunan kademeli bölümlerdeki masalara yerleşmek de mümkün. Şelalenin ilk bölümde kışın meydana gelen heyelan sonucu bir bölüm toprak kayarak dere yatağını genişletmiş. Şelale içinde kalan ağacın alınması için suların nispeten azaldığı yaz ayları bekleniyor. Çok zor şartlarda şelale çevresine yapılan demir merdiven
yürüyüş yolları
seyir terası ve korkulukların yapılmasıyla
şelaleye gelen ziyaretçiler Şelaleyi hem yakından görüyorlar hem de yeşil renk hakimiyetindeki bölgede dinlenip bol oksijen teneffüs etmelerini vesile oluyor.
akış rejimi vadinin rafting yapılabilecek konumda olmasını sağlamaktadır. Şelale ve çevresinin zengin flora ile oluşturduğu uyumlu peyzajı görülmeye değer güzelliktedir.Şelale çevresinde yeme içme ve dinlenme gibi öncü tesisleri bulunmaktadır.

Burada çok güvercin bulunduğundan köydeki adı Güvercinlik. İki kaya bloğunun arasından düşen şelale ve oluşturduğu gölcük ile kanyonun aşağıları çok güzel. Şelalenin çevresinde oturup piknik yapmak isterseniz bu iş biraz zor. Çünkü şelale çevresi et-mangalcılar tarafından parsellenmiş durumda.
Köy şelalenin biraz ilerisinde. Çevrenin doğası da
havası da harika.
Seitabat Şelalesi çevresi ile kanyon doğa yürüyüşü için de güzel bir parkur. Uludağ’da yürüyüşe başlayanlar buraya iniyorlar. Biraz daha zor bir parkur arayanlar ise tersini yapmalı.Yol boyunca irili-ufaklı birçok şelale ile karşılaşacaksınız.
Çileği ve fasülyesi ile ünlü köyde kar ve kaynak sularıyla beslenen derelerde eskiden çok alabalık tutulurmuş
şimdi eskisi kadar bol değil.
Kurşunlu Şelalesi’ne
Antalya’dan Aksu kasabası yönüne gidildiğinde
Antalya Havaalanı’ndan 3 km kadar sonra
Yol levhalarından da anlaşılacağı gibi
sola sapılarak gidilir. 8 km’lik asfalt yol
bahçeler ve tarlalar arasından geçerek sizi
otomobil ile on-onbeş dakika içinde Kurşunlu Şelalesi’ne ulaştırır.
Bu şelale belki size Antalya Bölgesi içindeki
diğer şelaleler kadar büyük ve şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak bu küçük şelale etrafındaki Orman Bakanlığı’nca düzenlenen piknik alanı
şelaleden inen suyun akıp gittiği küçük bir derenin kenarında yer alan yaya gezinti yolu
bitki zenginliği yönünden
Antalya’nın en ilginç yerlerinden birisidir. Özellikle bu gezinti yolu üzerinde ve “Bitki Tüneli” olarak adlandırılan bu bölümde
kış hariç diğer mevsimlerde bin bir çeşit bitki türü dikkatleri üzerine çeker.
Bu güzel ve ilginç şelaleye
hemen yanında yer alan piknik alanının kuzeybatısında yer alan merdivenlerden inilerek ulaşılır. On metre kadar yükseklikten düşen su
aşağıda küçük bir gölcük oluşturur. Bu küçük gölün batı yönünde çevre düzeni çalışmaları sırasında restore edilmiş bir su değirmeni vardır. Mevsimine göre
etrafı sık yeşilliklerle sarılmış bu küçük gölde
tatlı su kaplumbağaları
yengeçler ve balıklar bulunur.
Bu küçük gölden güneye akan suyun oluşturduğu küçük derenin kıyısını izleyen gezinti yolu
sizi bitkiler dünyasına götürür. Bu patika yol üzerinde binlerce çeşit bitki etrafınızda adeta bir duvar oluşturur Ayrıca su üzerinde
başlarını sudan zarifçe çıkarmış nilüfer çiçekleri
sizleri adeta büyüler
Kurşunlu Şelalesi’nin Piknik Alanı ise; gürül gürül akan çeşmeleri
piknik bankları
düzenli çöp bidonları
ızgaralı ocakları
oyun alanları ile size tam bir piknik konforu Sağlar.








