AIDS HİV VİRÜSÜ NEDİR NASIL BULAŞIR?

Yazar:   Tarih:   Kategori: Alternatif Tıp 

HIV/AIDS hastalığı ilk defa 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri�nde ve Haiti�den gelen göçmenlerde tanımlanmıştır. Araştırmacılar bu hastalığın daha önce literatürde rastlanmayan yeni bir hastalık olduğu konusunda birleşerek bu hastalığa �AIDS� (Akkiz İmmün Yetmezlik Sendromu) adını vermişlerdir. AIDS�e neden olan virüs HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) izole edilmiş olup, bu virüs vücudun savunma gücünü zayıflatmakta, yıkmakta ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilememektedir.
HIV/AIDS hastalığı sadece erişkinleri değil, bebek, çocuk, genç, yaşlı demeden herkesi tehdit edebilen, henüz tam kür sağlayabilecek tedavisinin ve aşısının bulunamadığı bir hastalıktır.

DÜNYADA HIV/AIDS

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Aralık 2002 verilerine göre dünyada 42 milyon HIV/AIDS�li kişi yaşamakta olup, hastalığın tanımlandığı günden beri 27.8 milyon kişi hayatını bu hastalık nedeni ile kaybetmiştir. Sadece 2002 yılı içinde 5 milyon yeni vaka bildirilmiş olup, bu sayılara günde 14 000, dakikada 10 yeni vaka ilave olmaktadır.
Tüm HIV infekte vakaların %95�inden fazlası gelişmekte olan ülkelerde, %89�u ise Sahra-altı Afrika, Güney ve Güney-doğu Asya�da görülmektedir.
HIV/AIDS�İN BULAŞ YOLLARI

Cinsel yolla bulaş: En önemli bulaş yolu cinsel temasdır. HIV/AIDS korunmasız yapılan her türlü (homoseksüel, heteroseksüel, vajinal, oral, anal) cinsel temasla bulaşabilmektedir. Ancak kanla veya cinsel salgılarla temasa neden olabilecek her türlü cinsel aktivitede bulaş riski bulunmaktadır.
Kan ve kan ürünleri ile bulaş: Virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir. 1985 yılında testlerin bulunması ile dünyanın her yerinde kan ve kan ürünlerinin hastaya verilmeden önce HIV yönünden test edilmesi zorunlu bir hale getirilmiştir. Türkiye�de 1987 yılından beri tüm kan ve kan ürünlerine ELISA yöntemi ile test yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir. Ancak hastalığın 10�12 hafta süren pencere döneminin olması ve acil durumlarda test yapılmadan kan ve kan ürünlerinin kullanılabilmesi az da olsa bu yolla geçiş olabileceğini göstermektedir.
Anneden bebeğe bulaş: HIV infeksiyonu gebelik süresince, doğum sırasında ve emzirme ile bebeğe geçebilmektedir. Bu oran % 20-30�dur.

HIV�İN BULAŞMADIĞI DURUMLAR

Dokunmak, el sıkışmak, sarılmak, sosyal öpüşmek ile, aynı yerde oturmak, aynı saunayı, havuzu, banyoyu, tuvaleti paylaşmak ile, aynı tabak, çatal, bıçağı kullanmak ile, giysilerin ortak kullanımı ile, telefon kulaklığı ile, gözyaşı, ter ile, sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır.

HIV İNFEKSİYONUNUN KLİNİK SEYRİ

HIV infeksiyonunun klinik seyri yedi evreye ayrılarak incelenmektedir.
1. Virüsün bulaşması
2. Primer HIV İnfeksiyonu ( Akut HIV İnfeksiyonu ): HIV, vücuda alındıktan ortalama 2-6 hafta içinde akut infeksiyona neden olabilmektedir. Bu dönemde bulgular HIV infeksiyonuna özgü değildir ve 2-4 haftada tedavi gerektirmeden geçmektedir. Kişi bu dönemden itibaren bulaştırıcıdır.
3. Serokonversiyon: Ortalama 10-12 hafta içinde vücutta HIV�e karşı antikorlar gelmektedir, hastalığın teşhisi açısından önem taşımaktadır.
4. Asemptomatik Dönem: Bu dönemde hiçbir belirti ve bulgu yoktur, ancak kişi bulaştırıcıdır. Ortalama 8-10 yıl süren bir dönemdir. Virüsün alınma yolu, hastanın yaşı ve virüsün virülansı bu süreyi etkilemektedir.
5. Erken Semptomatik Dönem: Bu dönemde hastalar ilk kez doktora başvurma ihtiyacı hissetmektedirler. Halsizlik, baş ağrısı, vücut ağırlığının %10�undan fazla kilo kaybı, nedeni bulunamayan ateş, bir aydan daha uzun süren ve tedavi edilemeyen ishal, sık herpes virüs infeksiyonları, ağızda mantar infeksiyonları en sık karşılaşılan belirti ve bulgulardandır.
6. Geç Semptomatik Dönem (AIDS): Bu dönemde fırsatçı infeksiyon veya kanserler ortaya çıkabilmektedir.
7. İleri Evre: Bu döneme gelmiş hastalarda tedaviye rağmen ortalama 2 yıl içerisinde yeni hastalıkların ortaya çıkması engellenememektedir.

KORUNMA

Tüm infeksiyon hastalıkları gibi HIV/AIDS hastalığı da önlenebilir bir hastalıktır ve her hastalıkta olduğu gibi korunma önlemleri tedaviden daha ekonomiktir.
Cinsel yolla bulaşa karşı korunma: Cinsel aktiviteden tamamen kaçınarak veya sadece infekte olmayan partnerle ilişki sürdürülerek kesin olarak HIV infeksiyonunun bulaşı önlenebilmektedir. Cinsel temas sırasında prezervatif (kondom, kılıf, kaput) kullanılmasının koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık veya delik olmaması kaydıyla ispatlanmıştır. Cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların önleminin alınması HIV/AIDS�den korunma yönünden de önem teşkil etmektedir.
Kan ve kan ürünleri ile bulaşa karşı korunma: Kan ve kan ürünleri hastaya verilmeden önce HIV yönünden taranmaktadır. Bu bir yasal zorunluluk olup, 1987 yılından beri ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaş riskini azaltmaktadır.
Anneden bebeğe geçiş için korunma: HIV infeksiyonu görülme olasılığı yüksek olan bölgelerde doğurganlık yaşındaki ve HIV infeksiyon riski belirlenmiş olan kadınlara tüm bulaş yolları öğretilmelidir. Eğer kadın HIV pozitif ise doğum kontrol yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır. Buna rağmen gebe kalan HIV pozitif kadınlara erken dönemde kürtaj yapılması pek çok ülke tarafından kabul edilmektedir. Eğer anne adayı bebeği doğurmakta ısrarlı ise anneye ve doğumdan sonra da bebeğe tedavi başlanmakta ve bebeğe geçiş riski azaltılmaktadır. Anne sütü ile virüsün geçişi gösterildiğinden annenin bebeği emzirmemesi önerilmektedir.

TANI

ELISA yöntemi ile yapılan test HIV infeksiyonu tanısında, taramasında ucuz olması, standardize edilmiş bir yöntem olması, güvenilirliğinin %97.3 gibi büyük bir oranda olması ve çabuk sonuç vermesi yönünden en fazla kullanılan bir yöntemdir. HIV/AIDS tarama testinde antikor aranmakta olup, optimal laboratuvar şartları altında bu testin duyarlılığı %98.6 olarak bildirilmektedir. Yalancı pozitif sonuçların varlığı nedeni ile pozitif sonuç çıkarsa ELISA yöntemi ile testin tekrar yapılması ve sonucun �Western blot� ile doğrulanmasının yapılması gerekmektedir. Western blot testi pozitif ELISA testlerini doğrulamak için uygulanmaktadır. ELISA yöntemi ile yapılan testten daha pahalı ve daha uzun sürede yapılabilen bir testtir. Testin özgüllüğü ve duyarlılığı çok yüksektir.

TEDAVİ

HIV/AIDS tedavisi iki bölümde incelenmektedir.
Antiretroviral tedavi: (Primer hastalığın tedavisi, ART) Tedavide amaç, yaşam süresini uzatmak, yaşam kalitesini artırmak ve HIV infeksiyonunun etkilerini azaltmaktır. Ancak ilaçların kullanımı zor, yan etkileri fazla ve maliyetleri çok yüksektir.
Fırsatçı infeksiyonların ve kanser hastalıklarının tedavisi: HIV/AIDS hastalarında fırsatçı infeksiyonların tedavisi ve önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Hastalıkların çoğunun tedavisi mümkün olmakla birlikte, ilaçlar pahalı, yan etkileri fazla ve uzun süreli tedavi gerekmektedir. Ayrıca tedavi sonrasında hastalıkların tekrar ortaya çıkmasını engellemek için ilaçlar düşük dozda ömür boyu verilmekte ve hasta sürekli doktor kontrolünde olmaktadır.

AIDS HİV VİRÜSÜ NEDİR NASIL BULAŞIR? adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.