Kolera

Yazar:   Tarih:   Kategori: Genel Sağlık 

Vibrio cholerae adını taşıyan bir bakterinin yol açtığı ivegen bulaşıcı bir hastalık. Belirtileri şiddetli ishal, kusmalar ve hızlı ve büyük miktarda su kaybıdır. Salgın bir hastalık olan koleraya Ganj deltası ile doğu Pakistan başta olmak üzere, dünyanın bazı yerlerinde sürekli olarak rastlanır; başka bir deyişle kolera bu bölgelerin yerleşik hastalığıdır. Kolera adı günümüzde yalnız, Asya kolerası için kullanılır. Daha önceleri, salgın ishalin çeşitli şekillerini belirtmek için de kolera sözcüğü kullanılırdı. On dokuzuncu yüzyıl başlarında kolera salgını Hindistan, Afganistan ve Iran’ dan kara yoluyla Avrupa’ya ve deniz yoluyla da Amerika’ya ulaşmıştır. Ayrıca Hac sırasında Mekke’den Mısır ve Kuzey Afrika, İspanya ve kuzey Avrupa’ya ulaşan salgınlar olmuştur.
Dünya çapındaki büyük salgınların en yaygını 1840-1849 yılları arasında ortaya çıkmış, kara yoluyla yapılan bu salgın sırasında sadece Rusya’da 1 milyondan fazla kişi ölmüştür. Günümüzde ise Hindistan’da koleradan yılda 200,000 kişinin öldüğü hesaplanmaktadır. 1971’de doğu Pakistan’da ortaya çıkan büyük salgın, toplumsal düzensizlik dönemlerinin kolera için elverişli koşullar geliştirdiğini doğrulamaktadır.
Koleraya yol açan organizmayı ilk kez Alman Dr. Robert Koch 1883’te Mısır’daki salgın sırasında keşfetti. Louis Pasteyr’le birlikte bakteriyoloji biliminin kurucusu olan Koch, önce şarbon, sonra kolera ve daha sonra verem hastalığı ile ilgili incelemeler yaparak, bu hastalıkların her biri ile bunlara yol açan organizma arasındaki bağlantıyı ortaya koydu.
Koch, herhangi bir hastalıktan bir organizmayı sorumlu tutmak için bazı olguların saptanması gerektiğini ileri sürüyordu. Bugün Koch postulaları denilen bu olgulara göre, organizmanın hasta insanda bulunması, vücut dışında mikrop kültürüne elverişli olması ve sağlıklı bir hayvana aşılanınca hastalığa yol açması gerekir. Vibrio cholerae bütün bu niteliklere sahipti. Koch ayrıca kolera mikrobunun içme suyunda da bulunduğunu saptadı. Daha çok anestezinin öncülerinden olarak bilinen John Snow da aynı gerçeği doğruladı.
Kolera basili virgül biçiminde olup, son derece hareketli bir basildir. Salgınlar sırasında bir insandan öbürüne kolayca yayılır ya da yiyecekler, içme suyu ya da herhangi bir madde aracılığıyla başkalarına geçer. Süratle gelişmekle birlikte, karşı tedbirlere dayanma gücü azdır ve kısa sürede ölür. Bu basilin bazı bölgelerde varlığını aralıksız olarak sürdürmesinin başlıca nedeni, o bölgelerdeki kötü sağlık koşullarıdır. İyileşme dönemindeki hastaların aşağı yukarı yüzde beşi, kolera mikrobunu öd keselerinde taşırlar; ancak taşıyıcıların rolü henüz iyice anlaşılamamıştır. Koleranın yerleşik olduğu bölgelerde yılda bir patlak veren salgınların kesin nedeni de bilinmemektedir.
Kolera basili ekzotoksin denen güçlü bir zehirleyici madde meydana getirir; hastalığın bütün belirtilerini bu madde oluşturur. Ekzotoksin dokulardaki sıvıların bağırsaklara girmesine yardımcı olur ve böylelikle vücudun tuz dengesini bozar. Bunun yaptığı etki, çok miktarda ağızdan alman İngiliz tuzunun (müshil olarak kullanılan bir magnezyum sülfat) yaptığı etkinin bir benzeridir. Ekzotoksinin vücudun herhangi başka bir organına zarar verdiği görülmemiştir, kolera basili de bağırsak mukozasının yüzeyindeki kattan daha içeri girmez.
Koleranın kuluçka dönemi çok kısa sürer; bu dönem genellikle beş saat ile üç gün arasında değişir. Hastalık ani ve şiddetli bir sulu ishalle başlar; bu ishal ağrı vermez. Bağırsaktaki dışkılar süratle dışarı atılır; dışkılar açık gri (ya da beyazımsı) olur. Dışkıda ufak tefek mukoza parçalarına da rastlanabilir. İshalin ardından kusmalar başlar; kusma kendiliğinden hiç çaba harcamadan gelir; kusmayla birlikte mide bulantısı ya da öğürme olmaz. Bir yandan ishal, bir yandan kusma, büyük ölçüde sıvı kaybına yol açar; hasta halsiz düşer. Nabız süratli atar, fakat zayıftır. Vücut sıcaklığı normalin altına düşer. Tansiyon düşüktür, soluk derinden olmamakla birlikte hızlı hızlı alınıp verilir. Kusmalar ve dışkılar yoluyla tuz kaybı sonucunda, özellikle bacaklarda, büyük ağrılar veren kramplar başlar. Deri esnekliğini kaybeder, gevşer, buruşur ve yapışkan bir hale gelir. Yanaklar çukurlaşır, karın içeri çöker. Bütün bu belirtilere rağmen, hastada zihinsel bulanıklık yoktur. Sesi zayıftır, güçlükle duyulabilecek kadar az çıkar.
Kolera genellikle zatürree gibi hastalıklara yol açar, böbrek yetersizliği nedeniyle işemenin kesilmesi de sık sık kolerayla birlikte görülür. Böbreklerin çalışmaması sonucu üremi (kanda ürenin fazlalaşması) meydana gelebilir. Bu gibi durumlar ölümü çabuklaştırmada büyük rol oynar.
Şiddetli kolera hastalıklarında görülen belirtiler, besin zehirlenmelerinde ve bir ölçüde öbür zehirlenme durumlarında ortaya çıkan belirtilere benzer; aradaki tek fark, kolera hastalığında hiç ağrı duyulmamasıdır. Salgınlar sırasında bile, çok küçük belirtiler gösteren, nispeten hafif durumlara rastlanır. Hastalık üç ile altı gün içinde büyük bir hızla gelişir ve eğer yeterli tedavi uygulanmazsa hastaların yüzde 70 kadarını öldürür. Yeterli tedavi uygulanırsa hasta süratle iyileşir. Salgınlar sırasında ve hastalığın yerleşik olduğu bölgelerde hastalığın teşhisi kolay olmakla birlikte, tek tek görülen durumlar çeşitli sorunlar ortaya çıkarır. Mide ve bağırsak hastalıkları belirtileri gösteren bir kişide ve özellikle koleranın yerleşik olduğu bölgelerden yeni dönen kimselerde kolera olup olmadığı büyük bir titizlikle araştırılmalıdır. Kolera teşhisi kolera mikrobunu ortaya çıkarmak amacıyla, dışkıların doğrudan doğruya mikroskopla ya da mikrop kültürüyle incelenmesi sonucu konur.
Salmonella grubundan organizmaların yol açtığı basilli dizanteri ve besin zehirlenmesi kolerayla karıştırılabilir. Ama bu gibi hastalıklarda genellikle karın ağrıları, bağırsak kazıntısı, mide bulantısı ve öğürmeler görülür; kolerada ise böyle durumlara rastlanmaz. Şiddetli bir sıtmada da, mide bağırsak hastalıkları belirtileri ve büyük bir bitkinlik görülür. Dışkıların incelenmesi ve kan tahlili sıtmayı kolaylıkla koleradan ayırt eder.
Eğer ölüm olmazsa, hastalık daha fazla ilerlemez ve yedinci günden itibaren hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın tedavisi hastaya, vakit geçirmeden yeteri kadar sıvı vermeye dayanır. Dışkılama ve kusma yoluyla kaybedilen su, sodyum ve potasyumdan suyun ve sodyumun yeniden kazandırılması için hastaya damardan fizyolojik tuz çözeltisi verilir. Başlangıçta tuzlu madde, nabız normal duruma gelinceye kadar, dakikada 50 ile 100 ml. kadar verilir. Daha sonra kusmalar ve dışkılarla kaybedilen sıvı miktarına eşit miktarda verilir.
Hastaya yeteri kadar sıvı vermeme çok tehlikelidir. Hastalığın ilk saatlerinde, ağır bir hasta saatte bir litre su kaybeder. Gereğinden az sıvı verilmesi hastada böbrek yetersizliğine, bu da ölüme yol açar. Vücudun kaybettiği potasyum ağızdan verilir; ağır hastalara ise damardan verilen tuz eriğine ilave edilerek verilir. Ayrıca hastaya antibiyotik de verilir, (antibiyotiklerin içinde en etkili olanı tetrasilindir). Böylece hastalığın başlangıcında kolera basilinin öldürülmesi sağlanmış olur.
Tedavide iyi bakım büyük bir önem taşır. Hasta sürekli olarak oldukça sıcak bir yatakta yatırılmalı ve tuvalete gitmek için ayağa kalkmasına izin verilmemelidir. Hastalığın etkin döneminde hiç bir yiyecek vermemelidir. Bütün kirli çamaşırları, yatak takımları, eşyaları dezenfekte edilmeli ve üstündeki fazla giysiler çıkarılmalıdır. Nekahat devresinde hasta en az iki hafta her türlü, çabadan kaçınmalıdır.
Kolera, çoğunlukla iyi olanaklarından bütünüyle yoksun, geri kalmış, fakir ülkelerde görülür. Bu koşullar altında ölüm oranı yüzde 70’e kadar yükselebilir. Koleranın yerleşik olduğu bölgelerde bile, eğer yiyeceklerin son derece temiz olmasına dikkat edilirse ve içme suyu kaynatılırsa hastalığın önüne geçilebilir.
Koleraya karşı aşı uygulamak mümkün olmakla birlikte örneğin ABD’de kolera hastalığı bulunan ülkelerden dönenler artık, aşılanmamaktadırlar. Bunun gerekçesi, aşının sağladığı bağışıklığın çok kısa olmasıdır.

Kolera adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.