Katsayı Adaletsizliği

Yazar:   Tarih:   Kategori: Alternatif Tıp 

Türkiye 1998’den beri ciddi bir haksızlıkla karşı karşıya idi. Lise dengi bütün okullar için, aynı gün, aynı saatte harmanlama olarak üniversiteye giriş sınavları yapılıyor, aynı sorulardan sınava tabi tutuluyor, fakat değerlendirme yapılırken meslek lisesi mezunu gençlerin puanları kırılıyor, onlar da başarılarının karşılığı olan üniversitelere giremiyordu. Bu açık haksızlık herkesin gözünün içine baka baka devam etti. Tam 11 yıl meslek lisesi öğrencileri feryat etti. Sanayici kalifiye eleman bulamamaktan yakındı. Nihayet YÖK, 22.7.2009 günü aldığı bir kararla meslek okulları arasında yaşanan katsayı adaletsizliğini kaldırdı.

Kısa bir süre önce, Üniversiteye Giriş Sınavları’nın sonuçları açıklanmıştı. Sınavlarda 30 bin öğrenci bir tek soru bile cevaplayamamış, sıfır puan almıştı. Bu bir eğitim faciasıydı. Eğitim sisteminin iflası demekti. Haksızlık üzerine bina edilmiş bir eğitim anlayışının acı akıbetiydi. İşte, böyle bir zamanda YÖK’ün bu adaletsizliği kaldırması yüreklere su serpti. Eğitimimizin geleceği konusunda bir ümit ışığı doğdu.
Katsayı adaletsizliğinin kaldırılması, 28 Şubat kalıntısı çok küçük bir azınlık dışında herkesi memnun etti, halkın yüzü güldü. Basın, YÖK’ün bu kararını “Yıllardır süren haksızlık giderildi”, “Adalet yerini buldu”, “Meslek liselerinin önü açıldı” gibi başlıklarla verdiler. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı da önümüze yeni bir hedef koydu: “İki sene içinde meslek liselerinin oranı yüzde 50’ye çıkarılacak. “Bunlar, eğitimi üzerinde boza pişirilmiş bir Türkiye için güzel bir gelişmeydi.
Başakşehir Ünivesitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Akşam’daki köşesinde katsayı adaletsizlinin ortaya koyduğu sonucu ve YÖK’ün kararını özetle şöyle değerlendirdi: “Dünya ölçeğinde meslek liseleri yüzde 70, genel lise yüzde 30. Bizde tam tersi. 28 Şubatçılar 11 yıl Türkiye’yi sıkıntıya soktu. Kalifiye ara elemen ihtiyacı karşılanamadı. Sağlıklı din eğitimi yapılamadı. Darbe ortamında ortaya konulan karar düzeltildi. 28 Şubat zihniyeti sadece sorun üretti. Bir nesli yok etti. İnsan evladını düşman ilan etmez.”(24.7.2009)
Şartlar ne olursa olsun, haksızlık ve adaletsizlik üzerine kurulmuş bir karar hayırlı ve faydalı bir sonuç oraya çıkarmaz. Bazı insanları göz göre göre mağdur etmek, diğerlerini mutlu etmez. Çünkü, insanın vicdanı haksızlığa razı olmaz. Yaratılıştan gelen bir özelliktir bu. Düşünce ve kalbi olan insanın bu özelliğini değiştiremezsiniz. Kimse, toplumun engin bir sabrının sonucu olan sessizliğini “Haksızlığı kabul etti”, “Yanlış uygulamamız benimsendi” şeklinde değerlendirmesin. Böyle bir algılama, insan yapısını tanımamaktan başka bir şey değildir. Türkiye halkı bunu defalarca ortaya koymuş, fırsatını bulunca mağdurun yanında yer almıştır. Kenan Evren’in 1983 seçimlerinde vatandaşı yönlendirmek istemesinde, şiir okuyana verilen ceza konusunda, 367 dayatmasında bunu açık bir şekilde görüyoruz. Hani şair demiş ya: “Sabır yokluk değildir, taşmasını bekleyin.”
Mehmet Altan da, söz konusu yanlış uygulama ve YÖK’ün kararını şu sözlerle ele aldı: “Meslek liseleri, İmam Hatip Liseleri de dahil, devletin kendi okulları… Ancak, devlet kendi gencecik vatandaşını mağdur etme pahasına, kendi resmi okullarına inanılmaz haksızlıklar yapabiliyor. Anlamsız bir şekilde İmam Hatipleri hedefliyor, arada diğer meslek lisesi mezunlarını da cayır cayır yakıyor. Çıkan karar, hem bir haksızlığı, hem de bir tutarsızlığı düzeltti. (Star, 23.7.2009)
Ben, YÖK’ün son kararını, insan fıtratında var olan vicdanın sesine kulak verme olarak görüyorum. Fakat, 28 Şubat ürünü daha nice haksızlıklar var, nice mağdur edilmiş insanlar mevcut. Bu haksızlıklara da el atılmalı ki, vicdanlar rahat etsin. Çünkü, 28 Şubatçılar dengeleri alt üst etti. Kuralları hiçe saydı. Türkiye’yi olağanüstü bir dönem yaşattı. Mekanizma sağlıklı işlemedi. 28 Şubat aktörlerinden hiçbirinin kendilerinde o uygulamaları savunacak mecal bulamaması bu hareketin halk nazarında tasvip görmediğinin işareti. Birileri bozdu, onları düzeltme görevi de, bugün yetki ve sorumluluğu elinde bulunduranlarda. Etrafınıza bakarsanız hakkı gasbedilmiş nice mağdur insanları göreceksiniz. Yöneticiler, haksızlık ve adaletsizlikleri yok etmek için o koltuklarda oturuyorlar. Bilin ki, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”, “Hak, her şeyden üstündür.” Hakkı tutup kaldırmak onurlu bir davranıştır.
Katsayı haksızlığı ile beraber, başörtüsü yasağını da kaldırmak ve kesintisiz eğitimi, dünya standartları ve Türkiye gerçekleri dikkate alınarak  5 3 veya 5 4 şekline dönüştürmek, atılmış olan hayırlı adımın tamamlanması olacaktır, diye düşünüyorum.

Katsayı Adaletsizliği adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.