Kansere umut ‘ANKARA’ aşısı

Yazar:   Tarih:   Kategori: Alternatif Tıp 

Çağın vebası kansere karşı çözüm Ankara’dan mı gelecek ?

Çiçek aşısında kullanıldığında binlerce kişiyi hastalıktan koruyan Ankara isimli virüsteki genlerin transferiyle vücudun bağışıklık sistemini uyaran aşı, kanserli hücrelerin yok edilmesini sağlıyor. Cilt kanserinde başarılı sonuçlar alındı, sıra böbrek ve kolarektal kanserlerde

Yıllardır kanseri durdurmak için aşı geliştirmeye uğraşan bilim adamları sonunda çözümü Ankara adlı virüste buldu. Tümörlerin büyük bölümünde bulunan 5T4 molekülünün, dışarıdan vücuda girmesini başaran bilim adamları bağışıklık sisteminin onu tanıyarak tüm kanserli hücrelerle savaşmasını ve yok etmesini sağladılar. Sanovi Aventis’in Fransa’nın Başkenti Paris’te bulunan Vitry Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nde düzenlenen toplantıda aşıyla ilgili cilt kanserinde başarılı sonuçlar alındığı 3-4 yıl içinde piyasada olmasının beklendiği açıklandı.

Yüksek miktarda gen transfer edilmesini gerektiren bu uygulamada taşıyıcı olarak da geniş kapasiteye sahip, yan etkileri az ve güvenilir kabul edilen zayıflatılmış bir virüs olan Ankara seçildi. Virüs, II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de Refik Saydam Hıfzıssıhha Kurumu’nun ürettiği çiçek aşısında kullanılmış, binlerce kişinin ölümünü engellediği için de Türkiye’yi onurlandırmak adına Ankara adıyla anılmıştı. Sanofi Aventis’in Oxford’daki BioMedica adlı şirketle işbirliği ile geliştirdiği aşı, insanın kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanserli hücrelerin tamamen yok edilebilmesini amaçlıyor.

ÜÇ KANSERDE ÇALIŞILIYOR:

Melanom (cilt) kanseri üzerinde 2007 yılından beri yürütülen klinik çalışmalarda oldukça başarılı sonuçlar alınan aşının böbrek kanserinde FAZ III çalışmalarına da başlandı. Aşının kolorektal kanserde geliştirilmesi için bir geliştirme planı üzerinde de çalışılıyor. Sanofi Aventis ile Sanofi Pasteur’un ortak yürüttükleri çalışmalarda bağışıklık yanıtının tümörün kaçış mekanizmalarını önleyecek şekilde düzenlenmesi hedefleniyor.

MOLEKÜLÜ YAKALATIYOR:

Sanofi Pasteur Kanser Aşısı Programı Sorumlusu Dr. Neil Berinstein, klinik araştırmaları süren aşının çalışma sistemini şöyle anlattı: “Aşı, tümörlerin çoğunda bulunan tümör antijeni (molekülü) 5T4’ü hedeflemektedir. Tümörlerde bulunan 5T4 molekülü hastalığın ileriki dönemde bireyi nasıl etkileyeceğini anlamamızı da önler. Aşı 5T4 genini vücuda vererek vücudun bu moleküle karşı savunmaya geçebilecek bir cevap üretmesini sağlıyor. 5T4 genini ise bir vektörel virüs olan Ankara hücrelere taşıyor. Bağışıklık yanıtı 5T4 taşıyan tümör hücrelerini yok ediyor. Oxford BioMedica, 2006 yılında böbrek kanserinde Faz III çalışmalarına başlamıştır. Sanofi Aventis de aşının kolorektal kanserde geliştirilmesi için bir plan üzerinde çalışmaktadır.”

TÜMÖR YOK OLABİLİYOR:

Aşıyla ilgili yürütülen klinik çalışmalarla ilgili bilgi veren İngiliz bilim adamları da, “Aşıyı deneyen bir hastanın tümörü 6 ay içinde tamamen yok oldu. Diğer hastaların da ya tümörleri küçülmeye başladı ya da gelişimi durdu” dedi.

YARDIMCI MOLEKÜLLER DE HEDEF

Dr. Neil Berinstein, Sanofi Pasteur olarak çalıştıkları ikinci bir yeni jenerasyon aşının da müjdesini verdi. Yeni jenerasyon aşıda sadece kansere sebep olan çoklu moleküller değil, yardımcı-uyarıcı moleküller de hedef alınıyor. Şu an melanom (cilt kanseri) üzerinde çalıştıklarını belirten Dr. Berinstein, “Bağışıklık yanıtının büyüklüğünü ve kalitesini daha da güçlendirmek için immün adjuvanlar (hormon, kemoterapi, radyoterapi veya immünoterapi gibi ek tedaviler) ve immün düzenleyiciler (örneğin sitokinler) de eklenmektedir” diye konuştu. Sanofi Pasteur’un üzerinde yeni çalıştığı yeni aday aşılar klinik geliştirmenin FAZ II aşamasında… Sanofi Aventis yetkilileri de 2007 yılında 28 milyar euroya ulaşan satışların 4.5 milyar euroluk kısmını AR-GE alanına ayırdıklarını belirtti. Bu rakamın 429 milyon eurosu ise aşı alanına yapılan yatırıma ayrıldı.

SITMA, TÜBERKÜLOZ VE HIV İÇİN DE ÇALIŞIYOR

GATA Yüksek Bilim Konseyi Üyesi Prof. Dr. Levent Doğancı, 2006 yılında İnfeksiyon Dergisi’nde yazdığı makalede Ankara virüsünün hikayesini şu sözlerle anlattı:

“Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1928 yılında kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nin ürettiği çiçek aşısı, 2. Dünya Savaşı sırasında savaşan ülkelerde yaygın ve etkin olarak kullanılmıştır. İnsan sağlığına hizmet eden bir yaklaşımla savaşan tarafların aşı gereksinimi bu kaynaktan karşılanmıştır. O günlerde üretilip yaygınlaştırılan aşı virüs suşuna da Ankara ismi verilerek başkentimizin ismi uluslararası bilim dünyasında kalıcı bir onur kazandırmıştır. Bu suş Modified Virüs Ankara (MVA) adıyla günümüzde de bu atfı gururla taşımaktadır. Bugün ise sadece çiçek hastalığıyla ilgili olarak değil; sıtma, SARS ve HIV Pozitif gibi hastalıklardan korunmada geliştirilen aşı çalışmalarında da başarıyla kullanılan bir vektör virüs olma özelliğine sahiptir.”


İlginizi Çekebilecek Diğer Konular :

Kansere umut ‘ANKARA’ aşısı adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.

İptal