Kanser ile ilgili doktorla röportaj

Yazar:   Tarih:   Kategori: Kanser Tedavisi 

erkan-topuzTürkiye’nin onkoloji alanında önde gelen isimlerinden ProfDrErkan Topuz, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezundur. 1970 yılından beri hekimlik yapan Prof. Dr. Erkan TOPUZ’un birçok araştırma ve çalışmaları sonucu yayınlanan 400’ün üzerinde yurt dışı makale ve bildirisi, 200’ün üzerinde ulusal yayını ve 45’in üzerinde de kitabı tıp dünyasına ışık tutacak niteliktedir. Ayrıca birçok yurt içi ve yurt dışı seminer ve kongrelerde, Meme, Akciğer, Gastrointestinal Sistem, Deri Kanserleri, Lenf Kanserleri, Jinekolojik Tümörler ve Alternatif Tamamlayıcı Tıp ile ilgili sunumları ve başkanlığı vardır. Topuz insanları kansere karşı bilinçlendirmek için katıldığı programlarda, gazetedeki köşe yazılarında, gazetecilerle yaptığı röportajlarda özgün dili ile açıklamalar yapıyor. İşte bu röportajlarından bir tanesini Deşifre programının sunucusu Mehmet Ali Önel ile gerçekleştirdi.

Mehmet Ali ÖNEL: Değerli hocam herkes kanserle ilgili birçok şey söylüyor, ama biz sizi dinlemek istiyoruz. Bu güne kadar alternatif tıp konusunda da bilimsel tıp konusunda da çok çeşitli tartışmalara tanık olduk ama, her zaman son noktayı koyacak birisi bize göre sizsiniz. Bugün kanserle ilgili bilimsel tedavinin geldiği nokta nedir? Sonra alternatif tıp ya da destekleyici tıp siz nasıl adlandırırsanız o konulara değinelim.

Prof. Erkan Topuz: Bilimsel tıpla bu işe başlamamız çok güzel bir olay. Bu vereceğimiz anonslar bütün Türkiye için ve Türkiye dışında bir çok vatandaşımız bunu takip ediyor, onlar için de çok faydalı olacağını inanıyorum. Bizim bilimsel tıbbı 3 evrede incelemeniz gerekir. Ben 3 evreyi de yaşadım 30- 35 senelik  kanser üzerinde bir geçmişim var. İlk zamanlar yani 1980’lere kadar 3 taneyi geçmeyen 4 taneyi geçemeyen kanserle savaş yapabilen ilaçlarımız vardı. 1980’lerden sonra ikinci aşama dediğim kanser ilaçları çıkmaya başladı ki bunlar hakikaten mucizeler yarattı başladı. Her ne kadar sağlam dokuya da zarar veriyorlardı ise de eskiden 3 aylık, 6 aylık ömrü kalmış hastalarda şifa imkanı sağladılar. Tabi ki kemoterapiyle beraber radyasyon onkolojisindeki ilerlemeler yani radyoterapideki ilerlemeler gene cerrahi tekniklerin ilerlemesi ve umino terapideki ilerlemeler birleşerek multisiner bir tarzda yapılan bir yaklaşımla kanserde çok büyük başarılar elde edildi. Gene kolon kanserlerinde inanın her sene yeni bir ilaç çıkmakta eskiden %30-40 olan hastalar bugün %80 90ara çıkmakta hatta karaciğer metaztazı yapmış olan hastaları bile temelli kurtarabiliyoruz. Kemoterapi arkasından cerrahi ve gene kemoterapiyle bu onların sıfır olan şanslarını 5 senelik yani temelli kurtulma şanslarını %65 75’lere çıkarma şansımız var. Bunun dışında pek çok kanser sayabilirim. Çarpıcı sonuçlar yönünden bunları sayıyorum ama biz her kanseri kurtarıyor muyuz; hayır, çok geçmiş zamanı geçmiş hasta artık ileri devreye gelmiş hastaya artık dokunamayacağımız devreye gelen hastalara fazla bir şey yapamıyoruz ama bunlar da destek tedavilerle gene ufak çapta kemoterapilerle çok da ufak da olsa bunlarda bile kurtulma şansını deneyebiliyoruz. Mesela son zamanlarda çıkan kan tablosunu tamamen düzelten, büyüme faktörü dediğimiz bazı maddelerle kan tablolarını düzeltebiliyoruz hastalara kilo aldırabiliyoruz genel durumunu toparlayabiliyoruz. Eskiden lakositle düşümüyle kaybettiğimiz binlerce hastayı şimdi 3 tane aşıyla toparlayabiliyoruz. Yani tıp bu kadar da ilerledi.

Mehmet Ali Önel: Tamamen çözümü yok ama, en azından yaşam kalitesini yükseltiyorsunuz.

 Prof. Dr. Erkan Topuz: Evet yine bu hasta 3 ay yaşayacağına veya 30 gün yaşayacağına hastayı  1 sene 2 senenin üzerinde yaşatma şansımız oluyor. Her hastayı kurtarıyoruz demiyoruz, ama büyük oranda başarılar elde ettik.  Ama son zamanlarda başarılarımız çok daha güzel. Bu son ilaçlarımız ise hedefe yönelik tedavi.

Sağlıklı hücrelere zarar vermeden gerekli tümörü buluyor ve yok ediyor. Bu özellikle memede, kolon kanserlerinde, akciğer kanserlerinde, lenf bezi kanserlerinde hakikaten mucize ilaçlar bulundu. Bunlarla eskiden %65-75 olan sınırları %95’lere çıkartabildik bazı tip kanserle vardı ki memelerde biz bunlara hiç çare bulamazdık. Ki bunlar %30’u teşkil ederdi bu tip kanserlerde. Bu yeni çıkan hedefe yönelik ilaçlarla bunları artık kür elde edebilir temelli kurtarır hale geldik. Ki bunlara biz çare bulamıyorduk. Bir grup var diyorduk ve bu grup ne hiçbir etkisi yok. İşte bu tedavilerle bunları yok edebiliyoruz. Gene böbrek tümörlerinde sayabileceğim pek çok tümörlerde bunlar için pek çok çalışmalar var.ama bu ilk dördünde büyük adımlar attık ve çok başarılıyız. 

Mehmet Ali ÖNEL: Peki hocam Dünya ile  kıyasla Türkiye nerede? Yani örneğin Amerika’da onkoloji servisinde uygulanan bütün tedaviler Türkiye’de uygulanabiliyor mu? O ölçüde yeterli miyiz?

Erkan Topuz: Bakın şöyle söyleyebilirim Türkiye’de inanın bu ilaçların %70-80’i Amerika’da çıktıkta ya da Avrupa’da kabul edildikten sonra, Onayı aldıktan sonra Amerika’da türkiye’ye girmesi 1 – 1,5 seneyi geçmiyor, bu hakikaten türkiye için iftihar edilecek bir durum. Bu çalışmalar çeşitli hayvan deneylerinden geçiyor dozaj ayarlanıyor insan çalışmaları yapılıyor. Bizim türkiye’deki sahtekarlar gibi ben şunu buldum  sana olur diye bir şey yok. Bu bir ilacın bir ilaç olarak insanda kullanılması en az 5 sene alır. İşte bu devreleri geçirmiş ve FTA tarafından kabul görmüş ilaçlar bizim  hocalar tarafından gerekli görülüp arkasına bu dünyadaki faz 3 çalışmasını gösterdiği örneklendirdiği takdirde devlet tarafından getiriliyor ve parası karşılanıyor. Hakikaten bu yönden Türkiye çok ileride ve belki bazı avrupa ülkelerinden çok ileride

Mehmet Ali ÖNEL: Hocam bilimsel tıpla ilgili bu toparlayıcı bilgilerden sonra alternatif tıp olarak bilinen ama sizin daha çok destekleyici tedavi yöntemleri olarak sanıyorum tanımladığınız alana girmek istiyorum izninizle çünkü bu alanda insanlar çok kişi merak ediyor çok hastamız var ne yazık ki. Ve onların kafası bulanık çünkü herkes bir şey söylüyor doğru ve yanlış birbirine girmiş durumda. Öncelikle siz saygın bir bilim adamı olarak alternatif tedavi yöntemleriyle ilgili daha çok bitkisel tedavi yöntemleri için neler söyleyeceksiniz.

Prof. Dr. Erkan Topuz: 30 -35 senelik hayatımda benim öğretmenim hastalarım olmuştur. Tabi ki teorik bilgilerimiz her yerden almışızdır ama beni hakiten eğiten hastalarımdır. Ben 30 senden beri hastalarım . “Hocam ben ne yiyeyim ben ne içeyim, şurada şöyle bir madde varmış kansere çareymiş ben bunu nasıl kullanayım?” Hastanın doktora sorması lazım. Doktorun da ketum olmaması lazım. Yani doktorlar alternatif tıp yoktur alternatif tıp ispat edilmemiş tıptır. Ama biz tamamlayıcı tıbbı kabul ediyoruz. Tamamlayıcı tıbbın içinde bütün diyetler vardır, müzik tedavisi vardır, akupunktur, meditasyon, aurora bunların hepsini kabul ediyoruz ama bunları bir ölçüde bir kabul ediyoruz. Hasta tedavi edici değil tamamlayıcı destek olarak kabul ediyoruz. Normal bilimsel tıbba bunlar destek olurlar yardımcı olurlar. Destek tedavilerin içinde tamamlayıcı tıbbın içinde bazı maddeler vardır ki tabi bunları da reddetmiyoruz. Bunlar bizim birçok kanser ilacımız bitkilerden elde edilmiştir zaten. Ama bunu biraz evvel yine söyledim pek çok aşamalardan geçerek ilaç haline gelemesi gerekir. Bunun içinde  türkiye’de ve dünyadaki şarlatanlık almış başını giderken. Çünkü tamamlayıcı tıbbı hakikaten doktor tam olarak hastasına anlatamıyorsa. Anlatsa da hasta bu yoldan çıkıyorsa, burada hastanın en büyük şanssızlığı burada az evvel şöyle bir laf ettim. Bazı hastaları %95 kurtarabiliyoruz genel anlamda  bazı tümörleri %90 temeli kurtarabiliyoruz. Yani bilimsel tıbbı terk edip doğrudan doğruya bu şarlatanların kucağına düştüğü takdirde, temelli kurtarabileceği bu hastalıktan maalesef gider.

Mehmet Ali ÖNEL: Hocam hastalardan şöyle bir duyum alıyorum. Çoğu zaman bilimsel tıp, bu tanımlayıcı tedavi yöntemlerini yada bu halkın alternatif tıp olarak bildiği o alana çok mesafeli duruyor. Doktorlar “şurada işte bir ot var hastalığa iyi geliyor” lafını duyduklarında hemen “aman onlar şarlatan gitmeyin” diye kestirip atıyorlar.  Buradan da şarlatanlara gün doğuyor, belki de gerçekten çok yararlı olan bitkilerin tedavi şansını onlara ihale etmiş oluyoruz.

 Bizde onkoloji enstitüsünde bu tamamlayıcı tıp birimi aşağı yukarı 5 sene evvel kuruldu bunun dışında sağlık bakanlığı da tamamlayıcı tıp dalını tanıma kurumu kurdu. Aynı zamanda bunun görevi nedir, yine İstanbul Üni. Onkoloji Enstitüsü’ne verdi.  Prof. Dr. Erkan Topuz: Halkımızı uyarıyorum internetten satarken diyor ki mesela kantaron şu ara çok meşhur bütün hastalarımız kantaron yağı içiyor ve çiçeği alıyor kimse tabi internette benim kantaronumu alacaksınız diyor. Çünkü benim kantaron çiçeğimin ayrı bir özelliği vardır diğerlerine benzemez diyor. Internet kanalıyla satıyor adam bunu 50 dolar 5 milyon kaça satıyorsa internetten satarken benim kantaronumu alın diyor sahtekarlık burada başlıyor eğer internetten satıyorsa %99 şarlatandır. Eğer bir kişi diyorsa ki benim ilacım her derde devadır diyorsa, en büyük şarlatan bunlardır. Zaten biz ona noktayı koyarız ama diyorsa ki benim ilacım tek diyabetli hastalarda şeker oranını hafif düşürebilir e bende bunu diyorum ginseng düşürür acı badem düşürür sayabileceğim pek çok maddeler zerdeçal az miktarda düşürür. Efendim ama meyan kökü yükseltir,  biz bunları zaten biliyoruz bunlarla takviye ediyoruz hastaları  tek bir şeye söylüyorsa haklı olabilir ama benim çayım bin derde deva yada 10 hastalığa deva diyorsa işte o zaman bizim şarlatan listemizin birincisi odur her derde deva der. İşte o zaman kaybeder.

 Mehmet Ali ÖNEL: Başında siz varsınız herhalde ?

 Prof. Dr. Erkan Topuz: Tabi başında enstitü müdür olduğum için ben varım. Ama diğer arkadaşlarım da hepsi bu hususta bilinçlidir. Bunlar zaten bize soruluyor ve bunlar – Ankara’ya gelen bu otlar ve diğer şeyler bizim tarafımızdan eczacılık fakültesine veya gerekli olan farmakolojilere yollanarak bundan hakikaten bir ümit var mı diye arıyoruz. Fakat bazı şeyler geliyor ki inanamazsınız bunların ben de mektupları var hatta bunları kitap halinde çıkarmak lazım. Adam yazmış bu kişilerin bazıları bunu yapanların şizofrenik yani şizofreni hastaları. Buna inanmışlar bu otun her derde deva olacağına inanmışlar. Aslında Türkiye’de kanun boşlukların yararlanarak ve dünyada kanun boşluklarından yararlanarak, vatandaş işini bilir gibi bunlarda işini bilip köşeyi dönen gruplar. Çünkü bunlar herhangi bir maddeyi ınternet kanalıyla veya bazı kanallara çıkarak söyledikleri zaman zavallı halkımızın %90’ınını kandıramazsın %5 – 10 unun kafasını çeliyor. Bu kadar geniş bir konu, ki biz mesela bazı şeyleri benimle konuşuyor ve bir diyet veriyorum diyorum ki siz şunları almalısınız kanser tedavisi esnasında şunları yemelisiniz kanser tedavisi bittikten sonra şu gıdaları almaksızın ama esas tamamlayıcı tıbbı tenkit etmek istiyorum kansere yakalanmadan evvel kullanmak gerekir . Önleyici tedavi olarak kullanmak gerekir. Her zaman vurgulamışımdır bazı tip kanserler vardır ki bunlar herdital’dir yani ailevidir. Rengin meme kanseri, kolon kanseri. Bunların çocuklarında bunun çıkma ihtimali tabi ki çok daha fazla. Akrabaların eğer bunlar 20 yaşından evvel bizim anlattığımız diyetlere girerlerse o zaman şansları %60 kanserden kurtulma şansı olabiliyor. Tamamlayıcı tıbbı 3 bölümde incelemek lazım; 1- kansere yakalanmadan evvel 2- kanser esnasında 3- kanserden kurtulduktan sonra. Bizim esas en büyük problemimiz kanser tedavisi esnasında tamamlayıcı tıbbın dediğimiz -tamamlayıcı tıbbı diyorum alternatif tıbbı demiyorum şarlatanları demiyorum- çünkü bu bazı bitkiler vardır ki bizim yaptığımız kemoterapiyi tamamen bozar. Çok basit her zaman bu örneği vermişimdir. Greyfurt suyu çok büyük şifadır. Ümmi sistemi güçlendirir enfeksiyonlardan korur hatta diyetçiler zayıflatmak için şunu da verirler yağ yakıcı özelliği vardır çok faydalı bir gıdadır ama kemoterapi esnasında verirseniz bağırsaktaki p450 dediğimiz ve karaciğerde bulunan bir madde tarafından nötrelize edilir ve potansiyel kemoterapiyi 4 katına çıkartır. Aldığı kanser ilacını 4 katına çıkartır ve hastanın ölümüne sebep olur. Bir yolu de emilmeye mani olabilir ve ilacın etkisini yok edebilir.

Mehmet Ali ÖNEL: Tamamlayıcı tıp aslında tıpla ilgisi olmayan insanların bu alana girmemesi lazım. Çünkü dışarıda otlarla insanları tedavi ettiğini söyleyen ama tıp dünyasıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan birçok insan var. Aktar görünümünde şifacı görünümünde vs vs. Ama bunların bir çoğu hastaların hayatını tehlikeye atıyor bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz herhalde.

 Prof. Dr. Erkan Topuz: Tabi, yani bakın ne kadar derin bir konu bu her bitkinin bizde bitki listeleri vardır. Biz ilk başta hastaya deriz ki, bu bitkiler kullanmayın yahut kemoterapi esnasında kullanmayın zehirlenmelere veya kanamalara sebep olur. Trombosütünün düşürür kanamayı arttırır hastayı kanamadan kaybederiz. Pek çok konuda ilgili pek çok bitki var. Tabi ki bunlar doktorların hastalara aktarabileceği bitkiler. Bir de şu var bizim şarlatanlar pek çok bitki üzerinde konuşuyorlar. Her bir bitkinin de yararlı olması pek çok faktörlere bağlı. Ben basit bir örnek vereyim bunu her zaman söylüyoruz ki halkımız da bunu biliyor domates yiyoruz domatesin yetiştiği mevsim içinde likopen dediğimiz bir madde var. Eğer bu Haziranla Eylül sonuna kadar alırsanız içindeki bu madde maksimumda. Ama siz bunu Kasım ayından Mayıs ayına kadar alırsanız her ne kadar seralarda yetişiyor ama bunun kızarması dibine atılan kızarması için kullanılan kimyasallar var. Hızlı büyümesi için hormonlar var, yani bir temmuz ayındaki domatesin büyümesi için domates bugün kesinlikle ispat edilmiştir. Prostat kanserinden korur, meme kanserinde başarılıdır, kolon kanserinde etkili olduğu gösterilmiştir. Bunun akabinde her mevsimine aldığı toprağa gördüğü güneşe göre içindeki madde miktarı değişir. Bunu standardize etmek çok zor. Şunu söylüyorum benim hastalarım bunu bilirler, derim ki “eylül 5 de kendi domatesinizi kendiniz yapın ister dipfriz atın ister salçasını yapın.” Yine şunu vurgulamak istiyorum. Ben tabi ki hiçbir firmaya çamur atmak veya böyle bir şey söylemek durumunda değilim. Bu ticari bir hayattır. Hasta ilk geldiği zaman şunu söylemişimdir sigara yasak, alkol yasak, beyaz un yasak, beyaz şeker yasak, çünkü kanser şekeri çok sever.Konserve yasak derim. Niye konserve yasak derim çünkü konservenin içinde koruyucu maddeler vardır sucuk, sosis, salam, hazır  meyve suları eğer bunlar çok iyi firmaların değilse  ben burada hiçbir firmaya yan gözle bakmak veya çamur atmak anlamında söylemiyorum muhakkak ki çok iyi firmalarımız var. Avrupa’ya ihracat yapan amerika’ya ihracat yapan  ama bilinmedik olanlarda bunları kullanmayın diyorum. Hatta şunu söylüyorum, ev yoğurdunuzu kendiniz yapınız. Çünkü yoğurdun içinde olan 2 bakteri ki biri çok özeldir  kanserden koruyan bakteriyi biz dışarında aldığımız yoğurtta zaten öldürüyoruz pastörize ediyoruz. Dikkat ederseniz aldığımız yoğurdu 25 gün 1 ay dolaba koyuyoruz bozulmuyor çünkü içinde koruyucu maddeler var. Siz evinizdeki yoğurdu yapın da 5 gün muhafaza edin dolapta hemen ekşir. Onun için çok bilinçli bir yerden gıdanızı alın. Basit bir örnek vereyim bir konuşmamada örnek vermiştim belki düşmanlarım çoğalıyor ama olsun, “Marmara Denizindeki balıklar zehirlidir demiştim özelikle dip balıklara sakın yanaşmayın.  Demişimdir açık açık. Biz omegayı çok veririz hastamıza omega 3 hakikaten  kanserden korur kilo aldırır faydalıdır hatta sarımsak hapı ile verildiğinde kolesterol trigiriset üstünde ikisini birlikte kontrol edici bir etkisi vardır. Fakat şunu tekrar söylüyorum omega 3 alırken muhakkak çok iyi bir marka alınız. Çünkü omega 3 sardalyadan elde edilir, okyanustaki sardalyalardan eğer siz Marmara Denizin omega 3 ünü alırsanız otomatik olarak zaten zehirlenmiş olursunuz.

Mehmet Ali ÖNEL: Hocam bu enstitü aslında şunu mu sağlayacak aslında şarlatanların doldurmuş olduğu bu alanı alacak bilimsel zemine çekecek. Ve de Türkiye’de o kadar çok bitki var ki bunları deneme imkanı bulacak yeni yaratıcı ilaçlar  ortaya çıkarırken aynı zamanda bu şarlatanları da kontrol altına almış olacak ?

 Prof. Dr Erkan Topuz: Bakın burası onkoloji enstitüsü türkiye’nin tek birimi olan ve danışması olan merkez tabi ki esasında bunun  ulusal tamamlayıcı tıp enstitüsü haline gelemesi lazım yani buranın bir enstitünün ayrı olarak buradan koparak buraya bağlı ama başka bir geniş yerin içerisinde  farmakologuyla eczacısıyla kimyageriyle hayvan laboratuarlarıyla  bambaşka bir kuruluş haline gelmesi lazım

 Mehmet Ali ÖNEL: Hocam bilimsel tıbba destek olarak tamamlayıcı olarak bitkiler kullanılıyor. Dünyada son zamanlarda bitki kullanımı daha bir artmış durumda. Mesela İsrail’de sürekli haber geliyor, Çin’den, Amerika’dan Türkiye’de bu tür çalışmalar var mı, kürsüler bilim daları var mı?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Şunu anlatayım, 30 seneden beri bu bana sorulur. Amerika’da son 10 sene zarfında 25 üniversite’de kurulmuştur. Bunun içine her şey giriyor akupunktur meditasyon bunun dışında ayurga da bunlar bizde yüksek lisans onlarda master dediğimiz programlara alınmış vaziyette yani bir tıp doktoru bunları yapabildiği gibi sıradan kişilerde burada master yapabiliyor. Ama bunların çalışma izni olmuyor,  sıradan kişilerin doktor olmadıklarından. Doktor olanların ise bu sertifikayı aldıktan sonra muayenehane açabiliyorlar. Ama Amerika’da bunlar kanunla belirtilmiş.

Şimdi İstanbul Üniversitesi Senatosuna Bilimdalı olarak kurulması için ben bir teklif götürdüm. Tahmin ediyorum ki senato bunu geçirecek ve Türkiye’de ilk bilim dalı istanbul Üniversitesi’nde kurulmuş olacak.

Mehmet Ali ÖNEL: Hocam biraz bitkisel ağırlıklı bir merkez mi oluşacak ?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Tabi tabi, her şey burada oluşmuş olacak bunlar burada gerek çalışmalarını yapacaklar gerekse etik kurulun daha kolay geçmesini ve çalışmaların hızlandırılmasını ve bu şarlatanlardan gelen maddelerin daha kolay kontrol altına alınmasını sağlayacaklar. Bilimsel olarak buna daha iyi yaklaşacaklar. Ama biraz evvel söyledim önemli olan ulusal olarak tamamlayıcı tıp enstitüsünün kurulması.  Tamamlayıcı bilim dalı olarak değil de enstitü kurulması.  O zaman enstitü olarak muhteşem bir binada ki bu çok büyük bir para gerektiren bir şey değil. Bütün değerli hocaların bir araya gelerek  denemek isteyen diğer doktorların da buranın etik kuruluna baş vurarak çalışma imkanı bulabileceğiz bir yer yaratmak. Bu da mümkün olmayacak bir şey değil.

Mehmet Ali ÖNEL: Ama hocam birçok hocadan “aman otlarla, bitkilerle ilgilenmeyin” diye, bu doğru bir yaklaşım mı?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Burada bizim çalışma yapmışız hastalarımızın %65i tamamlayıcı tıp kullanıyor buradaki hastalarımızın bence %95 kullanıyor bize yalan söylediler yanlış bir istatistik ve bunların %65i ısırgan kullanıyor. Şimdi bakın ısırgan apayrı bir olay ısırgan çok faydalı gene prostat  kanserinin şifası mide kanserinde çok faydalı ondan sonra özefargus yemek borusu kanserinde faydalı beyin tümöründe faydalı akciğer kanserinde faydalı hem önlüyor hem alınabiliyor ama bakın ısırganın yaprağı ve kökü Amerika’da kesin olarak ilaç haline getirilmiş. Satılıyor resmen satılıyor dozajı bile belli. Ama Türkiye’de bir adam benim “Kütahya’nın ısırganı başkadır” sen başka ısırgan yeme ve hatta bunun tohumunu veriyorlar ama tohum kodekste tohum konbüsü düşürüyor. 

 Mehmet Ali ÖNEL: Hocam tamamlayıcı tedavide kanserde siz neleri kullanıyorsunuz, hangi bitkileri – gıdaları kullanıyorsunuz?

Prof. Dr Erkan Topuz: İstiyorsanız beyin tümörlerinden başlayayım. Bakın beyin tümörlerinde bir kere doktorlarımızın en çok korktuğu ve en çok çekindiği bulaşmak istemediği tiplerdir. Cerrahi olarak yapılır, arkasından radyasyon yapılır ve de şimdi çok güzel ilaçlar var beyin tümörlerinde etkili . Fakat bunlarda hangi bitkiler faydalı olabilir biraz evvel söyledim ispat edilmiş bütün bunlar. Hayvan ve insan deneyleri yapılmış çalışmalardır. Mesela ısırgan yaprağı faydalıdır bromalein faydalıdır.  hatta bu hastalar uzun süre konsüme alırlar almak zorundadırlar beyindeki ödemi azaltmak için ve hastalar şişer bütün vücutları ödem meydana gelir kafaları şişer, enseleri kalınlaşır,  mesela bromalein dediğimiz ananasın özünden elde edilen  bir madde dekortun ödemini azaltır ve beyin ödemini azalttığı gibi tümörün hatta küçülmesini gösteren bazı çalışmalar da vardır. Mesela bosfelien diye bir bitki türkiye’de kimse duymamıştır, zaten şimdi benden duyup ithal edip köşeyi dönebilirler. Türkiye’de yok bu bir hindistan’ın bir bitkisi. Yine beyin tümörleri için etkili ve gene ödemi çözüyor ve tümörleri küçültebiliyor gene selenyum, selenyum, E vitaminiyle beraber pek çok kanserde faydalıdır. Yine E vitamini ile selenyum; mide kanseri, akciğer kanseri özellikle prostat kanserinde %20 fayda temin edersiniz. Beyin tümöründe de selenyum ve E vitamini birbirini tamamlar birbirlerinin co-enzimleridir ve ondan dolayı beyin tümöründe de faydalıdır omega 3 faydalıdır gibi örneğin beyin tümörlerinden gidiyoruz. Mesela bazı yasaklamalar germek lazım bunu türkiye’de pek yazılıp çizilmemiştir beyin primer olanlarda bakırı yasaklarız bakır bilezik takmayın deriz. Efendim bakırlı kaptan su içmeyin deriz.  Çünkü bakırda bulunan bir madde beyin hücrelerindeki bazı aktif küme ghücrelerini harekete geçirebiliyor. Mesela bundan hiçbri zavallı . Akciğer kanserlerinde ne yapalım? Mesela akciğer kanserlerinde betakaroten genelikle pek çok kanserde koruyucu etkisi vardır kadınların servis kanserinde, mesane kanserinde, prostat kanserinde kadınlardaki meme kanserinde gene beyin tümörlerinde sayabilirim.

Mehmet Ali ÖNEL: Mesela şu mevsimde neler yemeli?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Havuç, lahana beyaz lahana brokoli  kırmızı lahana kara lahanadan kaçlarını tasiye ediyorum. Brokoli karnabahar lahana kıvırcık salata  semiz otu korkunç omega3 ihtiva eder kırmızı turp akciğer kanserlerinde tereyle  beraber akciğer kanserlerinden koruduğu gösterilmiştir. Tere ve kırmızı turp ispat edilmiş izotiesart dediğimiz bir madde var içinde kanserden koruyor gene yeşil kabak  lahana her derde deva meme kanserine akciğer kanserinde mesane kanserlerinde sayabileceğim kanserlerde  en ucuz ve en faydalı gıdalardan biri. İster salatasını yapın ister haşlayın  haşlarsanız %50 değer kaybeder ister sarmasını yapın ister kapuskasını yapın ama haftada iki kere lahana yiyin. Çok büyük şifa. Karnabahar gene pahalı olan bir gıda değil, her halkımızın yiyebileceği ve kanserden koruyan bir gıda. Brokoli zaten aşşağı yukarı türevleri gibi aynı maddeleri görüyor.brokoli bambaşka yanı olan fevkalade bir gıda yani bunlar saymakla bitmez ama bu saydığım bu 8 gıda öncelikli olan ve bütün kanserlerde koruyucu olduğu gösterilmiş. İspat edilmiş gıdalar şimdi kereviz ve yer elması. Mevsimi yemelerini tavsiye ederim, özellikle bağırsak kanserlerinde koruyucu etkisi vardır. Mevsimi çünkü. Yeşil çay diyoruz. Yeşil çayı günde 2-3 kupa tüketmek ki ben bunu içine bazı şeyler katabilir, ısırgan yaprağı katabilir faydalı böğürtlen yaprağı katabilir, güne 2-3 kupa tükettiği takdirde meme kanserinden koruyor, akciğer kanserinden koruyor, mesane kanserinden koruyor, yumurtalık kanserinden koruyor. Yani bu kadar mucizevi bir önemi var .beyin tümörlerinde etki yeşil çay ısırgan yaprağı böğürtlen yaprağı. 

 Mehmet Ali ÖNEL: Hocam pardon yeşil çay siyah çaydan farklı mı?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Aynı bitkidir bir tanesi üst üste konarak siyahlaştırılır birbirini fermente eder. Öteki fermente edilmeden doğrudan doğruya kurutulmuş şeklidir. Esasında izafiravunlar bütün bu bitkilerin içinde de mevcut. Normal çayda da var.

Prof. Dr. Erkan TOPUZ: Bakın yeşil çay Türkiye’de de var. Yeşil çay bildiğimiz Türkiye’de üretilen öteki gibi fermente edilmeyen aynı mekanizmadan olan bir çay şekli, aynı zamanda bizim bu devamlı işte kilo vermeye çalışan hanımlar içinde çok iyi bir diyet. Yani günde bir iki bardak yeşil çay içmek ve lahana yemek hastalarımız için  hastalarımız dışında devamlı diyetçileri dolaşan diyetçileri dolaşsınlar  diyetçilerde bunları veriyor. Bu ikisi sağlıklı zayıflamak için bire bir bir hadise. Gene şuna dokunmak  istiyorum lütfen insanlarımız hızlı kilo vermesinler çünkü gene medyamız reklamını yapıyor işte şu manken veya şu kişi bir ayda 8 kilo verdi. Halkımıza lütfen şunu söylemek istiyorum, ayda bir buçuk kilodan fazla kilo vermesinler 2 kilonun  3 kilonun üstünde kilo vermek vücutta katabolizma dediğimiz bir olayı meydana getirir. Yıkım meydana gelir vücut kendi kendini yer ver kanserojen dediğimiz serbest radikaller daha çk  ortaya çıkar ve bu kişilerin ayda 8-9 kilo vernelerin kansere yakalanma ve umul sistemin yıkılmasından dolayı şansı çok daha fazladır. Onun için ben şişko olun demiyorum  biraz evvel de dedim meme kanserinde en önemli şey kilolu olmayın spor yapınız boy kilo hesabını muntazam tutunuz tabi ki kiloya karşıyım ama lütfen hızlı kil vermeyiniz bu da belki son vereceğim insanlara 10 tane maddelerden bir tanesi olur. Mesajlardan bir tanesi olsun istiyorum. Hızlı kilo vermesinler gıdalardan kesmesinler 

Mehmet Ali ÖNEL: Ama bunlar kanserin tedavisi değil  korunmanın yoları sadece.

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Korunmanın yolları tabi. Umul sistemini zaten güçlendirirseniz kanserden korunuş oluyorsunuz bir de biraz evvel söylemiştim kanserden evvel bir yönümüz var yani kanser yakalanmadan evvel kanser tedavisi esnasında bir de kanser tedavisi bitikten sonra bir diyet türü var işte burada da çok önemli faktörler var. Pek çok gıdaları bu devrede almalı insanlarımız. Kırmızı etten kaçmalı ama beyaz eti almalı balığını bol miktarda yemeli gibi. Tabi sayabileceğimiz yüzlerce madde var. O da ayrı bir bakım gerektiriyor. Yani kanser tedavisi bitti kanser esnasında alamayacağı bazı maddeler biraz evvel söylediğim mesela greyfurt suyu kemoterapi bittikten sonra greyfurt suyunu doya doya almalı çünkü umul sistemi güçlendirir. Bazı maddeleri zerdeçal çok faydalı zerdeçalı günde bir kaşık muhakkak almalı. Umul sistemi güçlendirir kanserden korur kemoterapinin meydana getirdiği hasarı ortadan kaldırır gibi. Zencefilin kemoterapi esnasında çok büyük faydası vardır. Bulantıyı ortadan kaldırır günde 3 defa 1 tatlı kaşığı almak zencefil kanser hastalarındaki bulantı eşiğini düşürür. Gebelerde de aynı şekilde faydalıdır. Aynı zamanda zencefilin zayıflatıcı etkisi olduğu gibi suyunu içtiğiniz zaman aynı zamanda umul sistemi de güçlendirici etkisi vardır. Çörek otunun da aynı şekilde güçlendirici etkisi vardır.

Mehmet Ali ÖNEL: Çörek otunun şeker hastalığına iyi geldiği doğru mu?

Prof. Dr Erkan TOPUZ: Çörek otunun umul sistemi güçlendirdiği gibi vücuttaki bazı metabolikleri de harekete geçirerek çeşitli metabolik hastalıkları da önlediği gözlenmiştir. Vücudun gücünü arttıran bir maddeleri yani günde bir çorba kaşığı çörekotu alınması insanlarımız için hem umul sistemi güçlendirmek hem de pek çok hastalıktan korunmak için  faydalı bir bitkidir. Ama şunu da söyleyeyim çörek otunun da mısır çörekotu diyorum antalyanın çörek otu diyorum pek çok bölgelerde çörek otu yetişir bu çörek otunun yetiştiği yerlerde de gene toprağın güneşin mevsimin pek çok rolü var. Yan,i her bir çörekotu da aynı dizaynda değil onu söylemek istiyorum yani bunlardaki araştırmalarda da aynı kodeksi tutturmak bu bitkilerde çok zor bir olay. Mesela bir toprakta yetişmiş brokoli ile serada yetişmiş brokoli arasında fark var.m: evet u: mesela bir balığın bir açık deniz balığınınla bir kültür balığı arasında fark var  aman yanlış anlaşılmasın ben kültür balığı yemeyin demiyorum dip balığı yemeyin diyorum  evet gıda olarak biraz düşüktür ama nispeten zararsızdır kültür balığı alabalığı mesela yetişriryorlar tabi ki yiyin. Tabi ki soğuk sularda yetişmiş doğada yetişmiş onlardaki besin değeri çok daha yüksek. Ama onu bulamazsan bunu yiyelim ama dip balığını yemeyelim. 

 Mehmet Ali ÖNEL: Çok değerli bilgiler verdiniz çok teşekkür ederim. 

Prof. Dr. Erkan Topuz: Ben teşekkür ederim.


Kanser ile ilgili doktorla röportaj adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.

İptal