Erektil Disfonksiyon Nedir

Yazar:   Tarih:   Kategori: Genel Sağlık 

Erektil Disfonksiyon Nedir

Erektil disfonksiyon (ED) tanımı, 1992’de National Institutes of Health (NIH) konsensus toplantısında alınan kararla impotans teriminin yerine kullanılmaya başlanmış ve seksüel ilişki için gerekli olan penil ereksiyonun başlatılmasında, sağlanmasında ve devamında yetersizlik olarak tanımlanmıştır1. Erektil disfonksiyon erkeğin ve partnerinin mutluluğunu, kendine saygısını, toplumsal ilişkilerini zedeleyen ve ciddi psikolojik sorunlar oluşturabilen bir patolojidir.

Erektil Disfonksiyon Epidemiyolojisi

ED tanımlamasındaki farklılıklar, toplumlarda ED’nin tabu olarak algılanması ve sorunların gündeme getirilmesinde çekingenlik, bu sorunun tedavi edilebilirliği konusundaki yetersiz bilgilendirme, konu ile ilgili araştırmalardaki yetersizlikler ve çoğu çalışmanın çok selektif popülasyonları kapsaması nedeniyle ED’nin toplumdaki prevalansı iyi belgelenememiştir.

Kinsey ve arkadaşları tarafından 1948’de yapılan ilk epidemiyolojik çalışmada ED’nin yaşla birlikte insidansının arttığı, 40 yaşında %1.9, 65 yaş üzerinde %25 olduğu bildirilmiştir 2. Toplumun her seviyesinden yaş, eğitim, meslek ve ikamet durumlarına göre 10 ile 80 yaşları arasında 15781 deneğin katıldığı anketin sonucunda 30 yaş altında %1’den az, 45 yaş altında %3’den az, 45 ile 55 yaş arasında %6.7, 65 yaş üstünde %25 ve 80 yaş civarında ise %75’den fazla ED tespit edilmiştir. Bu çalışmada dikkat edilmesi gereken bir nokta 4108 deneğin 25 yaşın üstünde olması ve bunların yarısının da 35 yaş üstü olmasıdır. Çalışmaya 55 yaş üstünde sadece 306 erkek dahil edilmiştir ve bu nedenle 55 yaşından genç erkeklerde ED pevalansını göstermesi açısından temel bir çalışma olmasına rağmen 55 yaş üstünde ise sebeplerin yorumlanması açısından yetersiz kalmaktadır.

Daha sonra yapılan çalışmalarda da ED pevelansı %3 ile %75 (tüm yaşları ve tüm ED şiddetlerini kapsayacak şekilde) arasında bildirilmiştir3-6. Kırk ila 70 yaş arası 1290 erkeği kapsayan Massachusetts Erkek Yaşlanma Çalışmasında (MMAS) erkeklerin %9.6’sı ciddi, %25.2’si orta ve %17.2’si minimal derecede ED’den rahatsızlık duymaktadır. Tam bir ED olasılığı 40. yaşta %5.1 iken, 70. yaşta %15’dir. Yine bu popülasyon da yalnızca orta sınıftan, şehirde yaşayan beyaz ırktan erkekleri kapsayan oldukça selektif bir gruptur

Akkus ve ark. tarafından yapılan, 1982 erkeğin katıldığı çalışmada Türkiye’deki ED prevalansı % 69.2 olarak bildirilmiştir.

Avrupa Krimpen çalışmasında ED şikayeti olan 1458 erkekle, ED şikayeti bulunmayan 1432 erkeğe ait veriler analiz edilmiştir. Yaş aralığı 50 ile 78 olan bu çalışmada bazal bir ölçümü takiben sırasıyla ortalama 2.1 ve 4.1 yıllık takipler sonrası iki kez takip ölçümleri tekrarlanmış, bu sayede iki farklı takip döneminde insidansları saptamak mümkün olmuştur. Ortalama 2.1 yıllık takip sonrası yıllık ED prevalansı 1000 erkekte 32.8 olarak saptanmıştır. Ek olarak ortalama 4.1 yıllık takip sonrasında yıllık ED prevalansı 1000 erkekte 19.2 olarak bulunmuştur.
ED’nin prevelans veya insidansında etnik köken veya coğrafi lokalizasyonun etkisine ilişkin oldukça az sayıda yayınlanmış kanıt vardır. Selektif bir hasta grubuna dayanılarak yapılan bir çalışmada beyaz ırk veya Afrika-Karaib kökenli erkekler arasında hiçbir farklılık saptanmamış olmasına rağmen diğer etnik azınlık grupların sayısı başka bir sonuca vardırmayacak kadar küçük ölçekte kalmıştır9.
Son zamanlarda yapılan bir çalışmada tüm dünyada 152 milyondan fazla erkeğin herhangi bir derecede ED şikayeti bulunduğu tespit edilmiştir ve bu sayının 2025yılında 322 milyonu bulacağı tahmin edilmektedir.

Değişik çalışmalarda bulunan birbirinden çok farklı oranlar, farklı dizayn edilmiş araştırmalar ile açıklanabilir. Daha genç popülasyonun dahil edildiği çalışmalarda daha düşük prevalans saptanması doğaldır. Yine evde görüşme prensibine dayalı çalışma ile katılımcıların efor sarf ederek bir sağlık kuruluşuna başvurmaları ile gerçekleşen çalışmalar arasında da farklılıklar görülebilir.

Krimpen çalışması gibi farklı takip periyotlarının bulunduğu çalışmalar göstermiştir ki takip süresi arttıkça kaba insidans oranları düşmektedir. Bu bir çok nedene bağlı olabilir. Bazı erkeklerin ED sorunlarını ifade etmemeleri, takip süresi uzadıkça gerçekleşen ölümler ya da katılımcıların takibe devam edemeyecek kadar hasta olmaları ve sağlıklı erkeklerin çalışmaya devam etmesi bu nedenler arasında gösterilebilinir.

*/?>

Erektil Disfonksiyon Nedir adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.