BROKOLİNİN YARARLARI

Yazar:   Tarih:   Kategori: Genel Sağlık 

Bitkisel tedavi yöntemlerine en sık başvuranlar kanser hastaları. Uzmanlar, bilimsel araştırmaların ’kesin’ konuşmak için yeterli olmadığını söylerken, antioksidan ve Omega 3 yağ asitleri içeren besinlerin kanseri önlediğini doğruluyor. Kemoterapi ve radyoterapinin bir tedavi olmadığını iddia eden Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ise ısırgan otu ve brokolinin kanseri önleyici ve tedavi edici özelliklerine dikkat çekiyor
Araştırmalara göre kanserin olası sebepleri arasında dengesiz beslenme yüzde 35 oranında yer tutuyor. Dengesiz beslenmenin yanına bazı olumsuz yaşam alışkanlıkları da eklenirse bu oran yüzde 85’e kadar yükseliyor. Birçok hastalığın tedavisinde destekleyici unsur olarak kullanılan bitkiler, binlerce kanser hastası için de umudun diğer adı. Çünkü yapılan araştırmalar, bitkisel tedavi yöntemlerinden en sık faydalanan hasta grubunun kanserliler olduğunu gösteriyor.
Tedavi gören kanser hastalarının alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine başvurma sıklığı ile ilgili Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Ankara Numune Hastanesi’nin yapmış olduğunu bir araştırma var. 704 kanser hastası üzerinde yapılan araştırma, kanser hastalarının yüzde 39.2’sinin alternatif tıp yöntemlerini kullandığını gösteriyor. Alternatif tedavi yöntemlerine başvuran hastaların yüzde 25’i, kullandığı yöntemin yararlı olduğunu düşünüyor.
KANSER HASTALARI ALTERNATİF TIP YÖNTEMİNİ KULLANIYOR
Araştırmaya göre, kanser hastaları, bağışıklık amacıyla ökse otu, dinamizmi artırması amacıyla da papatya ve kekik karışımını kullanıyorlar. Isırgan otu, bal, süt, pekmez, tereyağı, domates, lahana, arı balı, ebegümeci kanser hastalarının başvurduğu diğer bitkisel yöntemler. Araştırma, alternatif yöntemleri kanser tedavisinde kullananların sadece bitkilerden yararlanmadığını da ortaya koyuyor.
Hayvansal ürünler de kanser tedavisinde kullanılırken en çok başvurulan alternatif yöntemler; yurtdışından getirtilen köpekbalığı kıkırdağından çıkarılan yağdan yapılan tabletler ve deniz kaplumbağası kanı. Yapılan araştırmaya göre kanser hastaları, Uzakdoğu kökenli tütsülerin ve muskaların da kanser hücrelerini yok ettiğine inanıyor. Onkologlar ise beslenmedeki antioksidanların, bitkilerdeki fitokimyasal maddelerin ve Omega 3 gibi bazı yağ asitlerinin kanser gelişme riskinin azalmasında rol oynayabileceklerine işaret ediyor.
TEDAVİ EDEMİYORSAK ÖNLEYELİM
1940’lı yıllarda dünya genelinde her 450 kadından biri meme kanserine, her 550 erkekten biri prostat kanserine yakalanırken bugün her 7 kadından biri meme kanseri, her 9 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor. Bilimin bu kadar ilerlemiş olmasına rağmen kansere yakalanma riskinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, “Bilim ilerledikçe kanser görülme oranı da katlanarak üstümüze geliyor. Demek ki bir şeyler yanlış. Ben diyorum ki madem ki kanseri tedavi edemiyoruz, önleyelim. Önleyici ve koruyu hekimlik benim 15 yıldır üzerinde durduğum, tüm dünyaya tanıtmaya çalıştığım bir konu. Bitkisel kürlerle kanseri önlememiz mümkün” diyor.
Genetik olarak yakalanma riski en yüksek kanser türlerinin bağırsak kanseri ve meme kanseri olduğunu belirten Saraçoğlu, “Benim annemde, babamda bu kanser vardı. Önleyici olarak hormon tedavisi veya kemoterapi alayım diyemezsiniz. Bu diğer ilaçlarda da böyle. Kışın gribe yakalanmamak için antibiyotik alamazsınız. Ama bitkilerin önleyici ve koruyucu gücünden istifade edebilirsiniz” diye konuşuyor.
BİTKİLER DOĞRU TÜKETİLMELİ
Kansere karşı bitkilerin gücünden doğru şekilde yararlanabilmek için doğru miktarda, doğru şekilde tüketimin altını çizen İbrahim Saraçoğlu, her bitkinin kullanımında bir ölçü olduğuna, bilinçsiz kullanımların istenmeyen sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. “Her şey bir zehirdir ama hiçbir şey zehir değildir. Her şeyde bir ölçü vardır. Bugün modern tıbbın bir ilacını fazla alırsanız zehirlenirsiniz. İnsanlar ilaç kullanarak intihar etmeye çalışıyorlar. Bitkilerde de bu böyle. İşte benim kür dediğim nokta da bu. Bitkileri doğru hazırlayacaksınız, doğru miktarda alacaksınız ve doğru tüketeceksiniz. Her şeyin fazlası zarar. Ölçü çok önemli. Bu bitkilere mahsusmuş gibi algılanmasın, her şeyde ölçü çok önemli. Bütün kimyasallar için, bütün sentetikler ya da doğal ürünler için her şeyin fazlası zararlıdır” diyor.
’KEMOTERAPİ YETERSİZ KALIYOR’
Kanser tedavisinde bitkisel yöntemlerden yararlanmak için kendisine başvuranların öncelikle doktorlar olduğunu belirten Saraçoğlu, doktorlar tarafından yönlendirilen hastaların kendisine ulaştığını ifade ediyor. Tek başına hiçbir hastanın tedavisine yardımcı olmadığının altını çizen Saraçoğlu, “Gelen hastaların hekimleriyle mutlaka irtibata geçerim, hangi tedavileri alıyor öğrenirim. Ben hastaların doktorlarıyla görüşerek onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Ve bitkisel olarak destekleyici ve yardımcı tedavi uyguluyorum” diye konuşuyor. Saraçoğlu, kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gören hastalara bitkisel tedavi uygulanmaması gerektiğinin de altını çiziyor.
Kanser rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının kanseri tedavi etmediğini söyleyen Saraçoğlu, bu tedavi yöntemlerini ’semptomatik’ tedavi olarak nitelendiriyor. Kemoterapi ve radyoterapinin kanser hücrelerinde küçülme sağladığını ama kansere sebep olan mekanizmaları ortadan kaldırmakta yetersiz olduğunu ifade eden İbrahim Saraçoğlu, “Onun için Prof. Dr. Linus Pavling ’Bugünkü klasik kanser tedavisi tıbbın en büyük sahtekarlığıdır’ der. Bunu söyleyen iki tane Nobel ödülünün sahibi bir kimyager. Halkımız zannediyor ki radyoterapi ile kemoterapi ile tedavi oluyorum, hayır. Buranın doğru açıklanması lazım. Ben kesinlikle modern tıbba karşı değilim ama klasik kanser tedavisi bir tedavi şekli değildir” diye konuşuyor.
EN ÇOK TÜKETİLEN BİTKİ ISIRGAN OTU
Türkiye’de kanser hastalarının, kanserden korunmak için sıklıkla başvurduğu bitkilerin başında ise ısırgan geliyor. Doğal olarak yetiştikleri ortamlardan toplanan ısırgan yapraklarının ve ısırgan tohumlarının kanseri önleyici gücü olduğunu doğrulayan Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, tek başına ısırgan otunun tedavi edici gücü olmadığını vurguluyor. “Bir hastalığa yakalanmadan önceki tedavi ile yakalandıktan sonraki tedavi arasında çok fazla fark var. Isırganın tohumları, yaprakları hakikaten kanseri önleyici güce sahip.
Ama yakalandıktan sonra tek başına ısırgan tedavi edici değildir. Isırgan otunun akciğer kanserine karşı tedavi edici gücü yüzde 3’tür. Ama ısırganın, akciğer kanserine karşı tedavi edici gücünden istifa edebilmek için ısırganla ebegümecini beraber kullanacaksınız. Tek başına ısırgan hayır. Isırganın kandaki trombosit sayısını düşürdüğü söyleniyor. Yok böyle bir şey. Tabii siz çok fazla miktarda ısırgan alırsanız, zararlı. Isırgan vücuttan hem tuz atar hem de su. Isırganı fazla miktarda tüketirseniz vücudunuzun tuz dengesini bozarsınız. Ama ısırganı uygun miktarlarda kullanırsanız zarar değil fayda görürsünüz” diye konuşuyor.
ISIRGAN OTU YERİNE BROKOLİ
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı Onkoloji ve Erken Tanı Merkezi Tıbbi Direktörü Doç. Dr. Metin Aran ise ısırgan yerine brokoli tüketilmesinden yana. Brokolinin kanser rahatsızlıklarının önlenmesi ve tedavi edilmesi için çok yararlı bir besin olduğunu belirten Aran, “Hijyenik olmayan yerlerde toplanan ve temizlenmesi zahmetli olan ısırgan otu yerine brokoli tüketmek daha faydalı” diyor. Prostatit, iyi huylu prostat büyümesi, gırtlak, yemek borusu ve prostat kanserini önleyici, hormon dengeleyici, idrar yolları enfeksiyonu ve mide ülserine karşı etkili olan brokoli, ayrıca önemli bir antioksidan kaynağı olarak gösteriliyor.
BUNLARA DİKKAT EDİN
Beslenmede doğaya dönüşün önemi yanında besinlerin seçimi ve hazırlanış şekli de önem taşıyor. Beslenme alışkanlığında bir diğer önemli konu da yüksek ısıda sağlıklı olmayan pişirme şekli. Çünkü kızarmış veya yanmış et veya balık üzerinde ateşin etkisiyle kanser yapıcı maddeler oluşur.
Dumanlanmış veya nitritler ile tütsülenmiş etler de kanser yapıcı olabilir. Ancak bu kanser yapıcılar az miktarlarda, özellikle kanser koruyucuları içeren bitki ve meyvelerle yenildiği zaman, zararlı olmayabilir. Esasında düşük ısılı buğulama, tencere pişirimi, yumurtanın suda pişirilmesi, yavaş ateşte kaynatmak veya mikrodalga gibi yöntemleri kullanmak daha doğru. Ayrıca, ızgarada pişirilen köftelerin dış yüzlerinde yanmış kömür-katran benzeri maddelerin oluşması da kanser yapma açısından risk taşıyor.
Kişi şişman ise fazla kilolar verilebilir, az yağlı az kalorili besinler yenilebilir, lifli yiyeceklerin miktarı artırılabilir, vitaminler normal yollardan alınabilir. İyi ayarlanmış, uygun seçilmiş ve devamlılık gösteren bir beslenmenin kanser riskini azalttığı unutmayın.

BROKOLİNİN YARARLARI adlı konuya yorum yapmak ister misin? Etiketler

*

*

Yorum yapmak ister misin?

Acilservis.pro - Hakaret, imla kurallarına uymayan ve konu ile alakasız yorumlar kesinlikle onaylanmayacaktır.

İptal